Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/991 E. 2014/3236 K. 20.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/991
KARAR NO : 2014/3236
KARAR TARİHİ : 20.02.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanunu’nun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil,sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler,bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa,basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Amaç ve fikir birliği içerisinde hareket eden sanıklardan …’ın işlerinin kötü gitmesi üzerine tanıdığı olan diğer sanıkların bir kısmını, sanık …’a ait olan … Giyim isimli işyerinde, bir kısmını evrakı soruşturma aşamasında ayrılan …’ye ait … Giyim isimli işyerinde ve bir kısmını da eşi olan sanık … ‘a ait … Restorant’ta çalışıyorlarmış gibi göstererek düzenledikleri sahte bordrolarla katılan … Yüzüncü Yıl Şubesi’nden kredi kullandıkları somut olayda,
1-Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 gün ve 2008/11-250-2009/13 sayılı ve 07.04.2009 gün ve 2009/3-64-83 sayılı kararlarında açıklandığı üzere 5728 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231.maddesi uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar aynı kanunun 231/12.maddesi gereğince itiraz yasa yolu açık olup, anılan kararının temyiz yeteneği bulunmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin yapılan itirazın Antalya 1.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 17.07.2009 tarih ve 2009/1077 değişik iş sayılı karar ile reddedilmiş olması ve CMK’nın 271/4.maddesi gereğince merciin itiraz üzerine verdiği kararın kesin olması karşısında,bu konudaki itirazların REDDİNE,
2-Sanık … hakkında özel belgede sahtecilik ve tüm sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
Her bir sanık hakkında adli para cezası belirlenirken, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52.maddesi uyarınca, 20-100 YTL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması gerektiği gözetilmeden TCK’nın 158/1-j/son maddesi gereğince hükmolunan adli para cezasının uğranılan zararın iki katından az olamayacağı belirtilip, sonuç adli para cezasının zararın iki katına yükseltilmesi suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar ve sanık … müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
3- Sanıklar …, ‘un, …, ve … hakkında özel belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
a) Kısa süreli olmayan hapis cezaları ertelenen sanıklar …,. ve … yönünden TCK’nun 53/1-c maddesindeki kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin uygulanamayacağının gözetilmeyerek TCK’nun 53/3 maddesine aykırı davranılması,
b) Kısa süreli hapis cezaları ertelenen sanıklar …, … ve… yönünden TCK’nın 53/1. addesinde düzenlenen hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetlmeyerek TCK’nın 53/4 maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ve sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanıklar …, ve …’a ilişkin hüküm fıkralarından TCK’nın 53/1-c maddesindeki kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin, sanıklar …, ve … ilişkin hüküm fıkralarından ise TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına dair bölümün tamamen çıkartılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20.02.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.