YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10571
KARAR NO : 2014/4710
KARAR TARİHİ : 13.03.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, … İlçesi …’e gelerek depo kiraladığı, akabinde bir kısım köylüden kiraz satın alarak parasını peşin verip güven tesis ettiği, katılanın rızası ile yanında çalışan …’in de sanığa kiraz sattığı, sanığın da aldığı kirazları başkasına sattığı takdirde bedelini ödeyeceğini söyleyerek 5000 TL meblağlı senet tanzim edip kirazların satılmasına aracılık yapan tanık …’ya verdiği, senedin vadesinde ödenmemesi üzerine katılan tarafından icra takibine konulduğunda senetteki adreslerin sahte olduğunun anlaşılması nedeniyle katılanın alacağını tahsil edemediğinin iddia edildiği olayda, sanık savunması, katılan ve tanık ifadesi, senet fotokopisi, icra dosyası içeriği ve tüm dosya kapsamına
göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanığın, katılanın zararını gidermediği anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nın 231/6. maddesinin (c) bendinde yazılı “suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceğinin anlaşılması karşısında, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 13.03.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.