YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9741
KARAR NO : 2014/3431
KARAR TARİHİ : 25.02.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık …’in, temyiz incelemesi dışındaki gayri resmi eşi … ve onun annesi … ile birlikte, dul olduğunu bildiği katılanın köyüne gittiği, katılana ve oğlu olan tanık …’e kendisini … olarak tanıttıktan sonra, dul kaynanası ile katılanı evlendirmeyi teklif ettiği, katılanın evlenmeyi kabul etmesi üzerine, sanığın telefon numarasını alarak … ve … ile birlikte köyden ayrıldığı, birkaç gün sonra katılanın oğlu …’yı arayarak evlilik hazırlığı yapmak üzere katılanı ve oğlunu Kayseri’ye çağırdığı, yanına … ve …’yi de alarak katılan ile oğlunu karşıladıktan sonra, evlenme karşılığında katılandan 4 adet bilezik, 1 adet yüzük, 1 çift küpe ve 1 adet altın kaplama saat istediği, katılanın istenilenleri kabul ederek kuyumcudan 4.200 TL değerinde ziynet eşyası alıp sanık …’ye verdiği ve tekrar sanığın kullandığı araca bindikleri, sanığın evde misafiri bulunduğunu, eşi ve kaynanasını eve bırakması gerektiğini söyleyerek kendileri ile ilgisi bulunmayan bir adreste … ve …’yi araçtan indirdiği, katılan ve oğlunu ise şehir merkezinde bir lokantaya götürdüğü ve evdeki misafirleri yolcu edip kaynanasını da getireceğini söyleyerek lokantadan ayrıldığı, katılan ve oğlunun saatlerce beklemesine rağmen sanığın geri gelmediği anlaşılmakla, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 157. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkarılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.