Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/10482 E. 2014/4521 K. 12.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10482
KARAR NO : 2014/4521
KARAR TARİHİ : 12.03.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Değişen suç vasfına göre hırsızlık suçundan mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, nitelikli hali oluşmaktadır.
Hırsızlık suçunda ise; menkul bir malın, sahibinin rızası dışında alınması, mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesi, mağdurun suç konusu eşya üzerindeki zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hale gelmesi söz konusudur.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Katılanın arabasını satılığa çıkardığını öğrenen sanıkların fikir ve işbirliği içerisinde hareket ederek katılanın ikamet ettiği köye geldikleri, sanıklardan …’ın deneme sürüşü yapmak istediğini söyleyerek arabayı geçici olarak alıp gittiği, diğer sanıklar … ve …’un bir müddet katılanın yanında bekleyip güven telkin ettikleri, daha sonra işleri olduğunu söyleyerek olay yerinden ayrıldıkları, katılanın ihbarı üzerine sanıklar … ve …’un köye gelirken kullandıkları araba içerisinde yakalandıkları, diğer sanık …’ın ise bilahare yakalandığı olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 12/06/2012 tarihli, 2011/15-440 E, 2012/229 K sayılı ilamında belirtildiği gibi, başlangıçtan itibaren hırsızlık kastıyla hareket ettiği anlaşılan sanıklar ile katılan arasında yasa koyucu tarafından güveni kötüye kullanma suçunun oluşması amacıyla aranan nitelikte, zilyetliğin devrine ilişkin, tarafların aldatılmamış özgür iradeleriyle kurulan ve hukuken geçerli olan bir sözleşme, dolayısıyla hukuksal anlamda geçerli bir zilyetlik devrinin bulunduğundan ve sözleşme sonucu meydana gelmiş olan güvenden söz edilemeyeceğinden, sanıkların eyleminin hırsızlık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
1)Sanık … hakkında hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık …’ın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2)Sanıklar … ve … hakkında hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Mükerrir olan sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin 6 ve 7. fıkraları gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtilmesiyle yetinilmesi gerekirken, infazı kısıtlar biçimde 5275 sayılı Kanunun 108/4. maddesi uyarınca sanıklar hakkında bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümde yer alan TCK’nın 58/6-7. maddesi gereğince mükerrir sanıklar hakkında cezasının infazından sonra bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına ilişkin bölümün hüküm fıkralarından çıkarılarak yerine “cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle, sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.