YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9784
KARAR NO : 2014/3260
KARAR TARİHİ : 24.02.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Katılan Avukat …’in müvekkili …’in alacağını icra yolu ile tahsil etmek amacı ile nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesi’nden ihtiyadi haciz kararı almak için yanında çalışan ve adliyedeki işlerini takip eden sanık …’a, 994 TL mahkemeye yatırılacak teminat parası verdiği ve buna ilişkin talep dilekçesini yazdığı, sanığın, ilgili mahkemeye başvurmak yerine, 02/12/2008 tarihli Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2008/1057 değişik iş sayılı kararını sahte olarak düzenleyerek, ihtiyadi haciz talebi ile ilgili olarak Ankara 9. İcra Müdürlüğüne teslim ettiği, daha sonra bu talep ile ilgili olarak sanık, katılan avukat ve İcra memuru birlikte hacze gittikleri, haciz sırasında icra katibi olan kişinin, 5. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ilgili kararında, teminatın yatırıldığına dair şerh olmadığını, bu durumda haczin yapılamayacağını söylediği, bunun üzerine sanık ve katılanın adliyeye döndükleri, yapılan incelemede, kararda yer alan sicilin ve imzanın mahkeme hakimine ait olmadığının belirlendiği ve kontrol ettiklerinde 5. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2008/1057 değişik iş sayısında başka bir müracaatın kayıtlı olduğunun belirlendiği, sanığı çağırdıklarında, kararı, … isimli kişinin düzenleyip kendisine verdiğini söylediği, savcılık ifadesinde, … isimli kişinin düzenleyip verdiğini söylediği, sorguda da, yine … isimli kişinin düzenleyip kendisine verdiğini söylediği, sanığın, bu kişilerin açık kimlik bilgilerini bilmediğini belirttiği, böylece sanığın, aksi sabit oluncaya kadar geçerli evrak niteliğindeki mahkeme kararını sahte olarak düzenleyerek resmi belgede sahtecilik suçunu, bu sahtecilik nedeniyle de, katılan avukatın verdiği parayı uhdesinde tutarak hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçeye dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçeye dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini ve sanık hakkında belirlenen temel gün adli para cezasının, para cezasına çevrilmesi sırasında uygulanan yasa maddesinin gösterilmemesi suretiyle, CMK’nın 232/6. maddesine aykırılık oluşturulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “365 gün” ve “7.300 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” ve “100 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi, ayrıca hükmün ilgili kısmına “TCK’nın 52/2. maddesi gereğince” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 24/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.