YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15675
KARAR NO : 2014/7647
KARAR TARİHİ : 21.04.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya Düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın katılan … ile daha önce …’da askerlik yaptıkları, sanığın katılan …’i arayarak yaşlı bir şahsın gömü altını bulduğunu güvenecek kimsenin olmadığını, altınları ortak almayı teklif ettiği, bir süre sonra sanığın müştekiyi tekrar arayarak altının çok ucuz olduğunu mutlaka para bulup gelmesini istediği, bunun üzerine katılan …’in diğer katılan …’e bu durumdan bahsettiği, katılan …’in de sanıkla telefonda konuştuğu ikna olması üzerine… iline gittikleri, sanığın katılanları karşıladığı, sanığın katılanlara daha önce telefonda söylediği altın alma hususunu tekrar anlattığı, birlikte … mahallesine gittikleri, kimliği tespit edilemeyen yaşlı bir şahsın burada kendilerini beklediği, bir bavul içinden iki adet altın çıkarıp katılanlara verdiği, katılanların altını alıp … iline döndükleri, daha sonra her biri 5000 TL bulup tekrar birlikte tekrar…iline geldikleri, otogarda sanık ile buluştukları, birlikte … pazarının olduğu yere gittikleri, yolda sanığın yaşlı amcanın ters bir insan olduğunu anlattığı ve katılanlara beklemelerini söylediği, sanığı beklemelerine rağmen geri dönmediği olayda, dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın, atılı eylemi iki ayrı katılana karşı aynı anda işlemesi nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 43/2. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının gerekçe gösterilmeksizin alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi,
2-TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı Kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “500 gün” ve ” 10000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” ve ” 100 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi ve 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp yerine, “TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresinin eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 21/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.