YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18696
KARAR NO : 2014/11413
KARAR TARİHİ : 09.06.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Trafik Denetleme Şube Müdürlüğünde trafik polisi olarak görev yapan ve olay günü meydana gelen maddi hasarlı bir trafik kazası nedeniyle gerekli adli işlemlere ilişkin tutanak düzenlemekte olan katılanın yanına gelen sanığın, kendisini istihbarat bünyesinde çalışan başkomser olarak tanıtarak katılan ile birlikte sohbet etmeye başladığı, katılanın kiralık ev aradığını öğrenmesi üzerine de kendisine yardımcı olacağını belirtip yanından ayrıldıktan bir süre sonra katılanı telefon ile arayarak ev bulduğunu söyleyip katılan ile buluştuğunda sözde kaparo parası ve sözleşme masrafı adı altında katılandan 650 TL para aldığı; ancak herhangi bir ev ile ilgili kiralama işlemi yapmayarak haksız menfaat temin ettiğinin iddia edildiği olayda;
Oluşa, sanığın savunmalarına, katılanın beyanlarına, tanığın anlatımlarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, bu şekilde gerçekleştirdiği sabit görülen eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5237 sayılı TCK’nın 53.maddesi uyarınca sanığın belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının kasten işlenen suçtan dolayı, hapis cezası ile cezalandırılmanın kanuni sonucu olması ve bu hususun infaz aşamasında gözetilmesinin mümkün bulunması karşısında belirtilen husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. Maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümde yer alan “5237 sayılı TCK’nın 157/1, 52. maddeleri gereğince sonuç olarak verilen 40 gün adli para cezası karşılığı günlüğü 20.00 TL’den olmak üzere 800 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ifadelerinin yerine “5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi gereğince 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanunun 52/2. maddeleri gereğince verilen 5 gün adli para cezası karşılığı günlüğü 20.00 TL’den olmak üzere sonuç olarak 100.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ifadelerinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.