YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18784
KARAR NO : 2014/4021
KARAR TARİHİ : 05.03.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
…Medikal Elektrik Sistemleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi yetkilisi olan sanık ile katılan …’nın yetkilisi olduğu …Tıbbi Cihazlar İthalat İhracat İmalat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin tıbbi cihaz satımı konusunda anlaştıkları, sanığın sattığı ürüne karşılık katılan …’un, ……Şubesine ait… seri nolu, 07.05.2009 keşide tarihli, 18400 TL bedelli çeki, başka 3 çekle birlikte keşide ederek sanığa verdiği, diğer çeklerin arkalarını ciro edip değişik banka şubelerine teminat olarak veren sanığın, elinde kalan 07.05.2009 keşide tarihli, 18400 TL bedelli çekin keşide tarihi kısmında yazılı 05 ibaresini kalemle 08 olarak değiştirip mezkur çeki 07.08.2009 keşide tarihli hale getirdikten sonra bu çeki tıbbi cihaz satın aldığı …firması yetkilisi tanık…’e arkasını ciro edip verdiği, bilahare katılan …’un ilerleyen zaman içinde yaşanan bazı gelişmelerden dolayı sanıktan tıbbi cihaz satın almaktan vazgeçip verdiği dört tane çekin işlemsiz iade edilmesini talep etmesinin ardından sanığın, bu çeklerden üç tanesini değişik bankalarda takasa koyduğunun anlaşılması üzerine bu çekleri geri alan katılanın dördüncü çekin de iadesini istemesi üzerine tanık …’dan çekin ön yüzüne iptal ibaresini yazdırıp geri alan sanığın bu çeki de iade etmesinden sonra katılan …’un çeki incelediğinde keşide tarihi üzerinde tahrifat yapıldığını görüp şikayetçi olduğu olayda;
1-Şikayetçi Türkiye … Bankası A.Ş. vekilinin temyiz talebine yönelik olarak yapılan incelemede;
Kovuşturma evresinde yöntemine uygun biçimde davetiye tebliğ olunmak suretiyle duruşmadan haberdar edilmesine karşın, 5271 sayılı CMK’nın 238. maddesi uyarınca, davaya katılma isteminde bulunmayan ve katılan sıfatını almayan şikâyetçi kurumun hükmü
temyiz yetkisi bulunmadığından, şikâyetçi vekilinin temyiz inceleme isteğinin gibi 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi gereğince REDDİNE,
2-Katılan … vekilinin temyiz talebine yönelik olarak yapılan incelemede;
05.12.2009 tarihli bilirkişi raporunda tetkik konusu çekin ön yüzündeki keşideci imzasının…’nın elinden çıktığı, çekin ön yüzündeki yazıların …’in elinden çıktığı, çekin arka yüzünde atılı bulunan birinci ciranta imzasının …’ın elinden çıktığı, çekin keşide tarihi bölümünün 07.05.2009 iken sürşarj yöntemiyle 07.08.2009 haline getirildiği, çekin aldatma kabiliyetine haiz olduğu, gerçekleştirilen tahrifatın anılan şahıslardan hangisinin elinden çıktığı hususunda sürşarj yöntemiyle oluşturulmuş olması ve kaligrafik-karakteristik özellikleri yansıtmaması nedeniyle beyanda bulunulamayacağı belirtildiğinden sanığın savunmasının aksine üzerine atılı suçlardan cezalandırılmasına yetecek nitelikte her türlü kuşkudan uzak, yeterli ve inandırıcı nitelikte delil elde edilemediğinden bahisle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 05.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.