Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2014/12661 E. 2014/20234 K. 05.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/12661
KARAR NO : 2014/20234
KARAR TARİHİ : 05.11.2014

T.C.
YARGITAY
7. Hukuk Dairesi

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava Türü : İşe iade

YARGITAY İLAMI

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili davacının iş akdinin 06.06.2013 tarihinde İş Kanunu 25/II-e maddesine göre feshedildiğini, fesih gerekçelerinin ve Disiplin Kurulu kararının açıkça hukuka aykırı olduğunu, davacıya isnat edilen eylemlerden ilki olan işletme müdürlüğüne tahsis edilen … plakalı aracı özel işlerinde kullanması eyleminin, araç lastiklerinin iki kez kesildiği ve sonra da şirket logosuna zarar verildiği için aracı işletme müdürü olarak koruma gayesiyle …-Çarşamba arası gidiş-gelişte kullanıp, özel işlerinde kullanmadığını, ikinci olarak isnat edilen eletrik şirketlerinden … şirketine abonelerin yönlendirilmesi ve işlerinin ilgilisi olmasa da kolaylıkla yapıldığının ise tamamen gerçeklikten uzak olduğunu, son olay olan Genel Müdürlükten gelen “3. bölgedeki abonelerin kontrol edilerek icraya verilebilecek olanların acil icraya verimesi, diğer abonelerin de kontrol edilerek abonelerin sistemden tahliye edilmesi ve depozitolarının borçlarından mahsup edilmesi gerekmektedir.” şeklindeki e-mailin davacı tarafından geniş kapsamlı düşünülmesi nedeniyle bölgedeki kullanılmayan, harabe, uzun süredir okunmayan abonelerin de sistemden güvence bedellerinin alınarak varsa borçlarından düşüldüğü, bazı küçük meblağlı borçların da bu güvence bedelinden tahsil edilerek artan paranın dökümü yapılarak şirket kasasında muhafaza edildiğini, şirkete zarar vermesinin söz konusu olmadığını, davalı tarafça yapılan işlemin yanlış olduğu düşünülüyorsa bir işlemle eski hale getirilebileceğini, davacının kasıt ve kusurunun bulunmayıp tamamen iyiniyetle hareket ettiğini belirterek feshin haksız ve geçersiz olduğunun tespiti ile davacının işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının dava dilekçesinde aracı koruma maksadıyla benzinini cebinden karşıladığını ve depozito bedellerinin abone borçlarından mahsubuyla ilgili olarakda yanlış anlaşılma olduğunu belirterek aslında fesih sebeplerini ikrar ettiğini, davacının baskasına ait depozito bedellerinden muhatabı bulunamayan başka abonelerin de borçlarının tahsilini sağlamak şeklindeki eylemlerinin ciddi ve ağır olarak şirketi hukuki ve cezai sorumluluğa muhatap kılacak işlemler olduğunu, davacının elektrik şirketleriyle Kasım 2011’de toplantı yaptığını belirtmesine rağmen durumdan şirketi haberdar etmediğini … Çalışma Esasları Yönetmeliği ve İş Kanununa göre davacının eylemlerinin haklı fesih nedeni olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; ….(…) bünyesinde 23.12.2004 tarihinde çalışmaya başlayan davacının 2004 yılından 2010 yılı sonuna kadar arıza bakım onarım şefi olarak görev yaptığı, özelleştirmenin ardından 01.11.2011 tarihinden itibaren ise davalı işveren tarafından Çarşamba İşletme Müdürü olarak tayin edildiği; davacının tahliye edilen abone depozitoları ile başka abonelerin küçük borçlarını kapatması eyleminde kasıtlı hareket ettiğine dair somut bir veri bulunmadığı, şirket menfaatleri gözetilerek bu işlemin yapıldığı, yapılan çalışma sonucunda artan paranın bir zarf içinde işletme müdürlüğü çelik kasasında muhafaza altına alındığı, yapılan çalışmanın listesinin hazırlanarak kayıt altına alındığı, bu paranın kasadan çıkmadığı ve başka amaçlar için kullanılmadığı, dolayısıyla davacının, verilen talimat gereği bu işlemleri iyi niyetle ve çıkar gözetmeden yaptığı yönündeki savunmalarının samimi bulunduğu; … Elektrik firması ile diğer Elektrik firmaları arasında ayrımcılık yapıldığına ilişkin somut bir verinin dosyada bulunmadığı, davacı lehine beyanda bulunan tanıkların da davacının savunmasını doğruladığı; davalı şirketin tanıklarının, davalı şirkette halen çalışıyor olmaları, beyanlarının davacı tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı ile çelişmesi karşısında beyanlarına itibar edilmediği, davacının davalı şirket tarafından bir başka firmadan kiralanmış olan … plaka nolu araçla …’a gidiş-geliş yapması eyleminde; davacının aksi kanıtlanmayan savunmasına, dinlenen tanık beyanına göre, daha önceleri gece Çarşamba İşletme Müdürlüğünde bırakılması sonucu aracın lastiklerinin kesilmiş olması, yine davacının beyanına göre başka bir zamanda da üzerindeki şirket logosuna zarar verilmiş olması, davacının ve diğer şirket çalışanlarının aracı eve gidiş gelişlerde kullanırken yakıt bedelini kendilerinin karşılamış olması, şirketin doldurduğu yakıtı kullanmamış olmaları, dikkate alındığında; davacının kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak amacı taşımadığı sonucuna varıldığı; sonuç itibari ile feshin geçerli bir nedene dayadığını ispat yükümlülüğünün işverene ait olduğu; işverenin bunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle feshin son çare olması ilkesi de gözetilerek feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması rizikosundan kaçınmaktır. İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez.
İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir.
İşçinin davranışlarına dayanan fesih, herşeyden önce, iş sözleşmesinin işçi tarafından ihlal edilmesini şart koşmaktadır. Bu itibarla, önce işçiye somut olarak hangi sözleşmesel yükümlülüğün yüklendiği belirlendiği, daha sonra işçinin, hangi davranışı ile somut sözleşme yükümlülüğünü ihlal ettiğinin eksiksiz olarak tespit edilmesi gerekir. Şüphesiz, işçinin iş sözleşmesinin ihlali işverene derhal feshetme hakkını verecek ağırlıkta olmadığı da bu bağlamda incelenmelidir. Daha sonra ise, işçinin isteseydi yükümlülüğünü somut olarak ihlal etmekten kaçınabilip kaçınamayacağının belirlenmesi gerekir. İşçinin somut olarak tespit edilmiş sözleşme ihlali nedeniyle işverenin işletmesel menfaatlerinin zarar görmüş olması şarttır.
İşçinin yükümlülüklerinin kapsamı bireysel ve toplu iş sözleşmesi ile yasal düzenlemelerde belirlenmiştir. İşçinin kusurlu olarak (kasden veya ihmalle) sebebiyet verdiği sözleşme ihlalleri, sözleşmenin feshi açısından önem kazanır. Geçerli fesih sebebinden bahsedilebilmesi için, işçinin sözleşmesel yükümlülüklerini mutlaka kasıtlı ihlal etmesi şart değildir. Göstermesi gereken özen yükümlülüğünün ihlal edilerek ihmali davranış ile ihlali yeterlidir. Buna karşılık, işçinin kusuruna dayanmayan davranışları, kural olarak işverene işçinin davranışlarına dayanarak sözleşmeyi feshetme hakkı vermez. Kusurun derecesi, iş sözleşmesinin feshinden sonra iş ilişkisinin arzedebileceği olumsuzluklara ilişkin yapılan tahminî teşhislerde ve menfaatlerin tartılıp dengelenmesinde rol oynayacaktır.
İşçinin iş sözleşmesini ihlal edip etmediğinin tespitinde, sadece asli edim yükümlülükleri değil; kanundan veya dürüstlük kuralından doğan yan edim yükümlülükleri ile yan yükümlerin de dikkate alınması gerekir. Sadakat yükümü, sözleşmenin taraflarına sözleşme ilişkisinden doğan borçların ifasında, karşı tarafın şahsına, mülkiyetine ve hukuken korunan diğer varlıklarına zarar vermeme, keza sözleşme ilişkisinin kapsamı dışında sözleşme ile güdülen amacı tehlikeye sokacak özellikle karşılıklı duyulan güveni sarsacak her türlü davranıştan kaçınma yükümlülüğünü yüklemektedir.
İşçinin iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini kusurlu olarak ihlal ettiğini işveren ispat etmekle yükümlüdür.
İşçinin iş görme borcu, işverenin yönetim hakkı kapsamında vereceği talimatlarla somutlaştırılır. İşverenin yönetim hakkının karşıtını, işçinin işverenin talimatlarına uyma borcu teşkil eder. İşveren, talimat hakkına istinaden, iş sözleşmesinde ana hatlarıyla belirlenen iş görme ediminin, nerde, nasıl ve ne zaman yapılacağını düzenler. Günlük çalışma süresinin başlangıç ve bitiş saatlerini, ara dinlenmesinin nasıl uygulanacağını, işyerinde işin dağıtımına ilişkin ya da kullanılacak araç, gereç ve teknikler konusunda verilecek talimatlar bu türden talimatlar arasında kabul edilirler. İşverenin yönetim hakkı işyerinde düzenin sağlanmasına ve işçinin davranışlarına yönelik talimat vermeyi de kapsar. Buna karşılık, işverenin talimat hakkı, iş sözleşmesinin asli unsurlarını oluşturan, ücretin miktarı ve borçlanılan çalışma süresinin kapsamına ilişkin söz konusu olamaz. İşveren, tek taraflı olarak toplam çalışma süresini arttırmak veya ücrete etki edecek şekilde azaltmak yetkisine sahip değildir. İşverenin iş sözleşmesinin asli unsurlarını kapsayacak şekilde talimat vermesi, iş sözleşmesindeki edim ile karşı edim arasındaki dengenin bozulması hâlinde, iş güvencesine ilişkin hükümlerin dolanılması söz konusu olabilir. İşverenin talimat verme hakkının, yasa, toplu iş sözleşmesi ve bireysel iş sözleşmesi ile daraltılıp genişletilmesi mümkündür. Bir başka açıdan ifade edilecek olursa, işverenin talimat verme hakkı, kanun, toplu iş sözleşmesi ile bireysel iş sözleşmesi hükümleri ile sınırlıdır. Bu itibarla, işveren, ceza ve kamu hukuku hükümlerine aykırı talimatlar veremeyeceğinden, işçi bu nevi talimatlara uymak zorunda değildir. Bunun dışında işveren, işçinin kişilik haklarını ihlal eden talimatlar veremez. Keza, Medeni Kanunu’nun 2’nci maddesinde düzenlenen hakkın kötüye kullanılması yasağı gereği, işveren dürüstlük kuralına aykırı talimatlar da veremez. Şu halde işveren, diğer işçilerin lehine fakat bir veya birkaç işçinin aleyhine sonuç doğuracak eşitsizlik yaratacak talimatlar veremeyeceği gibi işçiye eza ve cefa vermek amacıyla da talimatlar veremez. Buna göre, işveren talimat verirken eşit işlem borcuna riayet etmekle de yükümlüdür.
Yan yükümlere itaat borcu, günümüzde dürüstlük kuralından çıkarılmaktadır. Buna göre, iş görme edimi dürüstlük kuralının gerektirdiği şekilde ifa edilmelidir.
İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesih sebebi, işçinin kusurlu bir davranışını şart koşar. 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 25’inci maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkânının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkânı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkânı tanımaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, davacının …’ta Çarşamba İşletme Müdürü olarak çalıştığı, fesih bildiriminde belirtilen … plakalı işletmeye ait aracı özel işlerinde kullandığı şeklindeki iddiaya davacının, araç lastiklerinin kesilmesi ve logosuna zarar verilmesi nedeniyle aracı herhangi bir saldırıdan korumak amacıyla gidiş gelişlerde benzini de cebinden karşılayarak ve diğer personelle birlikte kullandıklarını ve uyarıldıktan sonra bir daha kullanmadığını beyan ettiği, davacının bu hususta başka bir tedbir de (kapalı otopark v,b gibi) alabilecekken bunu yapmadığı, elektrik şirketlerinden … Elektrikle ilgili yanlı işlem yapılmasını sağladığına yönelik iddianın ise davalı işverence ispatlanamadığı, depozito bedellerinin abone borçlarından mahsup edilmesi ve başka abonelerin de borçlarının ödendiği konusundaki iddianın ise doğru olduğu, davacının 20.05.2013 tarihli savunmasında; Genel Müdürlükten gönderilen e-maili yanlış anlayıp daha geniş olarak olayı düşündüğünü, “normal dosyalarda, uzun zamandır okunamayan, kullanım olmayan, atıl durumda olan, harabe ve yıkık olanları yerinde kontrol ederek, önce tahliye ettiği, borcu varsa iadeden mahsup ettiği, kalan parası varsa bunu da bir kasa oluşturarak muhafaza ettiğini, ayrıca muhatabı bulunamayan şirkete küçük miktarda borcu olan abonelerin de borçlarının kapatıldığını, hangi aboneye ne işlem yapılmışsa tablo hazırlayarak kayıt altına aldığını, parayı güç artışı yaparak menfaat temini yoluna gitmediğini, bu paranın hiçbir surette kasadan çıkarılmadığını ve başka amaçlar için de kullanılmadığını, sorumluluğun da tamamen kendisinde olduğunu belirterek yanlış anlama neticesi meydana gelen bu durumdan üzgün olduğunu” dile getirmiştir. Bütün bu olaylarda davacı kasıtlı hareket etmese de özellikle normal olarak aboneliği devam eden (borçlu olmayan aboneler için de), uzun zamandır okunamayan, kullanım olmayan, atıl durumda olan, harabe ve yıkık olanları yerinde kontrol ederek sistemde tahliye ettiklerini güvence bedellerininin varsa borçlarından, borçları yoksa muhatabı bulunamayan küçük miktarda borcu bulunan abone borçlarının kapatıldığı ve artan paranın da muhasebeleştirilmeksizin şirket kasasında sakladığının anlaşıldığı, özellikle 3. şahısların borçlarının rıza ve muvafakat alınmaksızın başka abonelerin güvence bedellerinden karşılanması eylemlerinin şirketin hukuki sorumluluğuna sebep olabilecek eylemler olduğu ve davacının işletme Müdürü olması da nazara alınarak bu işlem ve eylemlerde kusurlu bulunduğu, davacının eylemlerinin haklı feshi gerektirecek ağırlıkta olmasa da geçerli fesih nedeni teşkil ettiğinin anlaşıldığı ve bu nedenle davacının kabulünde olan bu davranışlarının işyerinde olumsuzluğa yol açtığı ve olayların basında da yer aldığı ve iş akdinin devamının işveren açısından beklenemez hale geldiği ve davacının eylemlerinin geçerli fesih nedeni teşkil etmesi nedeniyle davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3.maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Alınması gereken 25.20 TL harçtan peşin alınan 24.30 TL harcın tenzili ile bakiye 0.90 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine’ye gelir kaydına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 86.65 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ne göre 1.500.00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Artan gider ve delil avansının ilgiliye iadesine,
7-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, 05.11.2014 günü oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.