YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/11379
KARAR NO : 2014/11434
KARAR TARİHİ : 09.06.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, kasten yaralama, tehdit
HÜKÜM : Mahkumiyet, temyiz talebenin reddine dair ek karar
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yokluğunda verilen 05.04.2012 tarihli hükmün yaşanan sel felaketi nedeniyle hangi tarihte sanığa tebliğ edildiğinin anlaşılamaması üzerine, PTT Merkez Müdürlüğü’nün yazılarının içeriğinde, yapılan üç adet tebligatın kabulüne ve teslimine rastlanılamadığı, 19.04.2012 tarihli tebligatın ise, şahsın bulunamaması nedeniyle mahkemesine iade edildiğinin belirtilmesi karşısında, sanık tarafından yapıldığı belirtilen 01.06.2012 tarihli temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
1-Sanık hakkında yaralama suçundan verilen ek karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Temyiz isteminin reddine dair 21.10.2012 tarih ve 2009/680-2012/251 E-K sayılı ek kararda bir isabetsizlik görülmediğinden, bu karara yönelik temyiz itirazlarının reddiyle, anılan ek kararın ONANMASINA,
2-Sanık hakkında mala zarar verme ve tehdit suçlarından kurulan 05.04.2012 tarihli hükme yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Sanığın, gönül ilişkisi yaşadığı şikayetçinin evinde bulunduğu sırada meydana gelen tartışma üzerine şikayetçi …’e vurduğu, daha sonra evden ayrılıp gittiği, 20.03.2009 tarihinde saat 00.30 sıralarında şikayetçinin evinin mutfak camını kırdıktan sonra uzaklaştığı, 21.03.2009 günü saat 20.30 sıralarında tekrar şikayetçinin evinin önüne giderek oturma odasının camını kırdığı ve akabinde şikayetçinin evinin önünden ayrıldığı, daha sonra kullanmakta olduğu cep telefonundan, şikayetçinin telefonuna 21.03.2009 günü saat 22:53’te “Seni yakmazsam adam değilim” şeklinde tehdit içerikli mesaj gönderdiğinin iddia edildiği olayda;
Dosyada yer alan belgelerin doğal afet sırasında kaybolması ve sanığın haklarının hatırlatılarak savunmasının alındığının UYAP ortamından anlaşılamaması karşısında, sanığa 5271 sayılı CMK’nın 191. maddesine uygun olarak iddianame okunduktan ve yüklenen suç anlatılıp anılan kanunun 147 ve devamı maddelerindeki hakları hatırlatıp, yeniden savunmasına başvurularak göstermiş olduğu delillerin toplanmasından sonra hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.