Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/20672 E. 2014/5432 K. 24.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20672
KARAR NO : 2014/5432
KARAR TARİHİ : 24.03.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum ya da kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Katılan …’ın üzerine kayıtlı olan … plakalı …marka kamyonetin, sanık …’ın üzerine kayıtlı … plakalı … marka minibüs ile katılan …’ın eşi diğer katılan … ve sanık … tarafından takas edildiği, tarafların bu konuda kendi aralarında 2007 yılı sonlarında sözlü olarak anlaştıkları ve harici satış gerçekleştirdikleri, katılanların ayrıca sanık …’a 3.500,00 TL para verdikleri, bu şekilde araçları karşılıklı olarak birbirlerine teslim ettikleri, resmi işlemler yapılmadan önce sanık …’ın bir başka suçtan cezaevine girdiği, bu nedenle aracın devir işlemlerinin yaptırılamadığı, katılanların, sanık …’ın karısı olan sanık …’ın yanına gittikleri, …’ın … minibüsü katılanlara devredebileceğini, eşi olan sanığın kendisine noterden vekalet verdiğini, ancak katılanlara aracın devrinin yapılabilmesi için araç üzerinde bulunan vergi borçlarını ödemeleri gerektiğini, kendisinin bu borcu ödeyecek parası olmadığını, aksi takdirde devrin gerçekleşemeyeceğini söylediği, katılanların da bunun üzerine araca yaptıkları masrafların ve verdikleri paranın boşa gitmemesi için sanık …’ın teklifini kabul ettikleri ve 12.08.2009 tarihinde … Vergi Dairesine giderek toplam 2.290,38 TL’yi … adına kayıtlı olan araç için yatırdıkları, sanık …’ın bunun üzerine aracı katılanlara teslim ettiği, ancak bu sefer de sanık …’ın 07.10.2008 tarihinde eşi olan diğer sanık … aleyhine takibe koyduğu 10.05.2008 düzenleme tarihli 15.09.2008 ödeme tarihli 4.000,00 TL bedelli kendisinin alacaklı, sanık …’ın da borçlu olduğu senet nedeniyle, hala …’ın üzerine kayıtlı bulunan … plakalı … marka aracın üzerine 18.08.2009 tarihinde haciz konulduğu ve aracın 24/08/2009 tarihinde parka çekildiği, katılanların bu nedenle sanıklardan şikayetçi oldukları olayda, karı-koca arasındaki borca dayalı senede ilişkin takibin, suç tarihinden yaklaşık bir sene önce başladığı ve aracın vergi borçları ile cezaların ödenmesinin katılanların satın aldıkları ve fiilen bir süre aracı kullandıkları döneme ait olduğu, bu konudaki taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki ihtilaf niteliğinde bulunduğu anlaşıldığından, suçun yasal unsurları oluşmadığından verilen sanıkların beraatlarına yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan …’in yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 24/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.