YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/15794
KARAR NO : 2014/5128
KARAR TARİHİ : 19.03.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yaralama, hakaret, mala zarar verme görevi, yaptırmamak için direnme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265. maddesi ile düzenlenen; “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta,kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için,öncelikle engellenmek istenen işin o kamu
görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil, görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse,fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır.Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir.Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeğe elverişli,doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Devriye görevini ifa eden katılanların ekip aracıyla seyir halinde iken, yolun ortasından ekip aracına doğru gelmekte olan üç şahsın görüldüğü, şahısların yoldan çekilmeleri hususunda korna ile uyarıldıkları, ancak aynı şahısların araca yol vermeyerek araç geçişini engelledikleri, bu nedenle durdurularak kimlik kontrolü yapılmak istendiği, bu arada sanıklardan İsa’ nın ekip aracının sağ arka kapısına yumrukla vurduğu, ayrıca tüm görevlileri hedef alır şekilde “sizin gibi polislerin a… k…, sizi burada barındırmam” şeklindeki cümlelerle tehdit ve hakarette bulunduğu, ayrıca kimliğini vermeyeceğini ifade ettiği bu nedenle görevliler tarafından ekip otosuna alınmak istendiği, sanığın başlangıçta görevlilerin talebine uyarak araç içine girdiği, ancak bu arada sanıklardan …’in ” biz …’luyuz, bu adamı size vermem ” diyerek ekip aracının kapısını açıp sanık …’yı aşağıya indirdiği, ayrıca ” buraya gelin polis bizden adam alıyor, yardım edin” demek suretiyle etraftaki tanıdıklarını yanına çağırdığı, sanıkların eylemleri karşısında bu defa her ikisinin birlikte ekip aracına bindirilmek için davet edildikleri, sanıkların binmemek için direnip, sanık …’in katılan …’a hitaben ” senin gibi polisin a… koyarım ..” diyerek sövdüğü gözüne de yumruk vurmak suretiyle basit şekilde yaraladığı, sanık …’ın da katılan …’un vücudunun çeşitli bölgelerine yumrukla vurmak suretiyle kemik kırığı oluşacak şekilde yaraladığı, katılanların aldıkları darbeler sonucunda doktor raporlarında belirtildiği şekilde yaralandıkları, sanıkların daha sonra kendilerine biber gazı sıkılmak suretiyle etkisiz hale getirildikleri, olayda sanıkların eyleminin görevli memurlara görevlerinden dolayı hakaret, görevi yaptırmamak için direnme ve ayrıca sanık …’ın eylemlerinin kasten yaralama,ve kamu malına zarar verme suçlarını oluşturuduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
1-Sanık … hakkında görevli memura görevinden dolayı hakaret ve mala zarar verme suçlarından sanık … hakkında görevli memura görevinden dolayı hakaret suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine sanık … hakkında kamu malına zarar verme suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik incelemede,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre;katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanıklar hakkında görevi yaptırmamak için direnme ve sanık … hakkında yaralama suçundan kurulan hükümlere yönelik incelemede;
a-Sanıkların polis memuru olan katılanlara birlikte direndiklerinin anlaşılması karşısında 5237 sayılıTCK’nın 265/3 maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
b-Görevi yaptırmamak için direnme suçunun birden fazla polis memuruna karşı direnilerek, hukuksal anlamda tek bir fiile gerçekleştirilmesi nedeniyle Ceza Genel Kurulunun 02.03.2010 gün ve 259-47 sayılı kararında açıklandığı üzere aynı nevi’den, fikri içtimanın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan, anılan suçtan tayin olunan cezanın TCK’nın 43/2 maddesiyle arttırılması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayini,
b-Sanık …’ın katılan …’u yaralama eylemini katılanın görevi nedeniyle işlendiği gözetilmeden 5237 sayılı TCK’nın 86/3-c maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.