YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/12613
KARAR NO : 2014/4897
KARAR TARİHİ : 17.03.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla işlenmesi nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa dolandırıcılıktan değil, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanunu’nun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Galericilik yapan …’ın, Türkiye ….bankasına ait bir aracı satışa çıkarması üzerine …’ın bu araca talip olduğu, ancak peşin alamayacağını, banka kredisi ile almak istediğini, krediyi de çalışanı …’ın üzerine alacaklarını, yine kendi işyerinde çalışan …’nın da yediemin olacağını söylediği, aralarında anlaşmaları nedeniyle sanıklardan …’ın zarf içinde gerekli evrakları …’a verdiği, onun da verilen bu belgeleri bankaya ibraz ettiği, banka görevlilerince, belgelerde unvanı bulunan … şirketine yazılan yazıya verilen cevapta, … şubesinde çalıştığını beyan eden …’ın şirket unvanlarını, adreslerini, şirket imza sirkülerindeki şirket ortağı …’un ad ve soyadını birebir kullanarak sahte evrak, sahte maaş bordrosu ve sahte imza sirküleri ile kredi başvurusunda bulunduğunun bildirildiği, ayrıca dosyada fotokopisi mevcut … Noterliği’nin 17.05.2005 tarih ve … ile … yevmiye nolu imza sirkülerinin de sahte olduklarının ilgili noterlikten öğrenilmesi üzerine sanıkların bankaya krediyi almak üzere geldiklerinde yakalandıkları, bu şekilde dolandırıcılığa teşebbüs ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda;
1-Sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafileri ile sanık …’ın temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanıklar hakkında sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
… Noterliği tarafından düzenlenmiş olan ve dosyada onaysız fotokopisi bulunan suça konu 17.05.2005 tarihli iki adet imza sirkülerinin yapılan araştırmaya rağmen asıllarının ele geçirilemediği anlaşılmakla; resmi belgede bulunması gereken başlık, sayı, tarih, imza, mühür gibi zorunlu öğelerin belge asılları üzerinden incelenmesi gerektiğinden fotokopi olan bu belgelerin iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığının tespit edilemeyeceği, bu nedenle bilirkişi tarafından fotokopi belgeler üzerinde yapılan incelemenin yetersiz olduğu, nitekim … Noterliği’nden düzenlenmiş görünen her iki imza sirkülerindeki noter isimlerinin farklı olması nedeniyle sahteciliklerinin ilk bakışta anlaşılabileceği, ayrıca bankaya ibraz edilen diğer resmi belgelerde herhangi bir sahteciliğin bulunmadığı, bu nedenlerle resmi belgede sahtecilik suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, ancak sanık …’ın … şirketinde çalıştığını gösteren evrak asılları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde iğfal kabiliyetlerinin bulunduğunun tespit edilmiş olması nedeniyle, sanıkların eylemlerinin TCK’nın 207. maddesinde bulunan özel belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suçun vasfında yanılgıya düşülerek aynı kanunun 204/1-3. maddesi uyarınca uygulama yapılması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafileri ile sanık …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.