YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/17982
KARAR NO : 2014/16463
KARAR TARİHİ : 15.10.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu; başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir. Yakarak mala zarar verme ise 5237 sayılı TCK’nın 152. maddenin 2. fıkrasının (a) bendi uyarınca suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hali olarak düzenlenmiş ve 1. fıkradaki gibi şikayet şartı aranmamıştır.
5237 sayılı TCK 170. madde metninde de genel güvenliği kasten tehlikeye sokan fiiller, suç olarak tanımlanmıştır. Maddenin birinci fıkrasında, bu suçu oluşturan seçimlik hareketler, yangın çıkarmak; bina çökmesine, toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına neden olmak; silâhla ateş etmek veya izinsiz patlayıcı madde kullanmak, olarak belirlenmiştir. Ancak, bu fiiller dolayısıyla cezaya hükmedebilmek için, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından somut bir tehlikenin meydana gelmesi gerekir. Böylece, söz konusu suç, bir somut tehlike suçu olarak tanımlanmıştır. Maddenin ikinci fıkrasında ise, bir soyut tehlike suçu tanımına yer verilmiştir. Bu hükümde, yangın, bina çökmesi, toprak kayması, çığ düşmesi, sel veya taşkın tehlikesine neden olmak, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Bu fiiller dolayısıyla cezaya hükmedebilmek için, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından somut bir tehlikenin meydana gelmesi gerekmemektedir.
Bu fiillerin işlenmesiyle bir zarar neticesinin meydana gelmesi hâlinde, meydana gelen zarara ve bu zararın meydana gelmesi açısından failin kast veya taksirine göre başka suçlar oluşacaktır. Örneğin, toplumda genel güvenliği tehlikeye sokan bir etki meydana getiren fiiller sonucunda bir veya birkaç kişi ölmüş veya yaralanmış ya da kişiler malvarlığı itibarıyla zarar görmüş olabilir. Bu gibi durumlarda, farklı neviden fikri içtima hükümlerinin uygulanması gerekir.
Yangın çıkarmaktan söz edilebilmesi için ateşe vermenin ya da yakmanın belirli bir ağırlığa erişmesi, ateş konulan cismin, kişiler ve mallar üzerinde genel bir tehlike doğurmaya elverişli şekilde yanmaya başlaması, yaygınlaşma eğilimi göstermesi gerektiği, yakma henüz yangın halini almadan söndürülmüş veya sönmüşse yangından değil, 170. maddenin 2. fıkrasında yaptırıma bağlanan yangın tehlikesinden söz edilebileceği, öte yandan failin ayrı eylemlerle bu iki yasa maddesini (TCK’nın 151/2-a ve 170/1) ihlal ettiği hallerde failin her iki suçtan dolayı ayrı ayrı cezalandırılması, failin tek bir eylemi ile bu iki suçun birden oluşması durumunda da fikri içtima nedeniyle bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılması icap ettiği gözetildiğinde; somut olayda; abisi … ile tartışan sanığın, abisine kızdığı için pet şişe içerisine benzin koyarak abisinin nikahsız şekilde yaşadığı şikayetçi …’e ait evin önüne gelip benzini ateşe vermek suretiyle evin açık penceresinden içeriye attığı ve evin odalarının kapı ve pencerelerinin ve eşyaların tamamen ve çatı aksamının da kısmen yanmasına sebebiyet verdiği, olay yerinde mahkemece yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporuna göre; şikayetçiye ait evin diğer komşu evlerle çok yakın ve iç içe olduğunun ve burada çıkan yangının diğer evlere kolaylıkla sıçrayabileceğinin tespit edildiği, sanığın bu şekide tek eylemle kanunun iki farklı hükmünü aynı anda ihlal ettiği gözetilerek 5237 sayılı TCK’nın 44. maddesi gereğince en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılması yerine yazılı şekilde TCK’nın 170/1-c maddesi gereğince uygulama yapılması,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 15/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.