Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/1324 E. 2014/16669 K. 16.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1324
KARAR NO : 2014/16669
KARAR TARİHİ : 16.10.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık …’ın ve müdafinin duruşmalı inceleme istemlerinin hükmolunan cezaların tür ve sürelerine göre koşulları bulunmadığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 318.maddesi uyarınca reddine karar verilip yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle,klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Katılan …’nın … şubesi(….) nezdindeki hesabından üretilmiş çek koçanının çalındığına dair 23.09.2006 tarihindeki müracaatından sonra; 15.05.2008 tarihinde oto galericiliği (… ilinde) yapan mağdur …’ın yanına birlikte gelen sanıkların; … plakalı satışa arzedilmiş araç için pazarlık yapıp, 18.750 TL’ye sözlü anlaşma sağlanmasını müteakip sanık …’ın anlatımına göre 3.000 TL bedelli bonoyu imzalayıp mağdura vermesi yanında, kalan miktar için sanık …’in suça konu keşidecisi katılan … görünen 0336661 seri no’lu 30.06.2008 keşide tarihli 15.750 TL bedelli, hamiline düzenlenmiş çek yaprağının “keşideci imzası hariç” ön yüz yazı ve rakamlarını yazıp, arkasını da birinci ciranta sıfatıyla ortağı olduğu ileri sürülen … Ltd ticari ünvanlı şirket kaşesi üzerini imzalayarak vermesi, böylece fiilen aracın sanık … tarafından alınıp götürülmesi eylemlerinin “Nitelikli dolandırıcılık”; “Resmi belgede sahtecilik” suçlarını oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
I)”Nitelikli dolandırıcılık”; “Resmi belgede sahtecilik” suçlarından sanık … hakkında verilen “mahkumiyet” hükümlerine yönelen sanık müdafinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 53/1-c maddesinde yer alan “kendi alt soyu üzerindeki hak yoksunluğunun koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği” gözetilmeden yazılı şekilde kararlar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak; yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının C-1 ana başlığının 3.paragrafının D-1 ana başlığının 6.paragrafının çıkartılarak yerlerine sırasıyla “Sanığın, TCK’nın 53/1-c maddesinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilmeye, 1.fıkrada yazılı diğer haklardan ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” paragrafları yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II) “Nitelikli dolandırıcılık”; “Resmi belgede sahtecilik” suçlarından sanık … hakkında verilen “mahkumiyet” hükümlerine yönelen sanık ve müdafinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
1-Tanık Niyazi Dündar’ın 09.11.2009 tarihli duruşmadaki beyanında; sanık …’ın önceden sağladığı menfaatler nedeniyle sanık …’den ve onun ortağı olduğunu söylediği …Ltd ünvanlı şirketten alacağı bulunduğunu, bu alacağını sanık …’in mağdur …’dan oto alımında sanık … yararına çek vererek ödediğini duyduğunu söylemesi, tanık …’nın ise 09.02.2010 tarihli duruşmadaki beyanında sanık …’ın savunmasını destekler anlatımlarda bulunması, mağdur …’ın da 08.07.2008 tarihli ifadesinde çeki “…’a borcu olduğunu söyleyen…” sanık …’den aldığını belirtmesi, 18.05.2009 tarihli duruşmadaki beyanında ise “…çekin çalıntı olduğunun ortaya çıkmasından sonra fiilen sanık … tarafından teslim alınan aracın yine onun tarafından iade edildiğini…” söylemesi, sanık müdafiinin ise 15.02.2013 havale tarihli dilekçesi ekinde müvekkilinin sanık …’den alacaklı durumda olduğunu gösterdiğini ileri sürdüğü belgeleri sunması karşısında; … plakalı aracı satın aldığı görünen ..’in bu aracı tanık Vahdettin’in çalıştığı işyeri aracılığı ile alıp almadığı hususunda tanık sıfatıyla dinlenmesi, 15.000 TL’lik kredi alım tarihi ve sonrası tarih itibariyle …Ltd ticari ünvanlı şirketin ortak ve temsilcilerini gösterir kayıtların ilgili makamlardan temin edilmesi, soruşturma evresinde adları geçen … , …, …’ın iddia ve savunmalar doğrultusunda tanık olarak dinlenmeleri, toplanan deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturmayla yazılı şekilde kararlar verilmesi,
2-Kabule göre de; TCK’nın 53/1-c maddesinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki hak yoksunluğunun koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceğinin nazara alınmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.