YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/677
KARAR NO : 2014/3366
KARAR TARİHİ : 24.02.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat, mahkûmiyet, el konulma kararının kaldırılmasına yönelik talebin reddi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılan vekilinin temyiz isteminin sanıklar …, ve…hakkında verilen beraat hükümlerine yönelik olduğu, sanıklar … ve … müdafiinin temyiz itirazlarının ise beraat hükmüne ilişkin olmayıp, el koyma kararına karşı olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarakkullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum ya da kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanıklar … ve …’nun, … emlak isimli işyerini birlikte işlettikleri, suç tarihinden önce katılana ait Mezitli ilçesi, Yenimahalle 166 ada, 16 pafta 13 parselde kayıtlı daireyi 30.03.2008 tarihinde yaptıkları anlaşma ile sanık … aracılığıyla satarak katılan üzerinde güven duygusunu oluşturduktan yaklaşık 10 gün sonra, sanık …’nun, aynı yerde bulunan dairelerden 2 adedini İstanbul’da bulunan öğretmen kız kardeşine almak istediğini söylediği, katılanla yaptıkları pazarlık sonucunda 2 daire karşılığında 267.000,00 TL’ye anlaştıkları, sanık …’nun söz konusu taşınmazların tapusunu kendi üzerine almak istediği, aralarında yaptıkları sözleşmeye göre daire paralarının satış gününde katılana ait Halk bankası hesabına yatırılmasını kararlaştırdıkları, sanık …’nun parayı İstanbul’da bulunan kız kardeşinin havale yoluyla göndereceğini söylediği, 27.04.2012 tarihinde harçlar alıcıya ait olmak üzere tapu işlemlerinin yapılması için sanıklar ile katılanın Mezitli Tapu Sicil Müdürlüğü’ne gittikleri, tapu işlemlerinin yapıldığı sırada sanık …’nun katılandan banka hesap numarası ve TC kimlik numarasını aldığı, Sanık …’nun kullandığı 0532 164 31 37 numaralı telefonu, sanık… adına kayıtlı… numaralı telefondan bir bayanın araması üzerine sanık …’nun, … bankası Kadıköy şubesinden arandığını söyleyerek telefonu katılana verdiği, katılan ile görüşen bayanın katılandan TC kimlik numarası ile hesap numarasını teyit etmesini istediği, tapu devri için imza atılmadan kısa bir süre önce aynı telefon numarasından arayan bayanın yeniden arayarak katılana …bankası İstanbul şubesinden Mersin… bankası şubesindeki hesabına 267.000,00 TL paranın yatırıldığını söylediği, katılanın, banka görevlisi ile görüştüğünü düşünerek tapudaki görevli memura parasını aldığını beyan ettiği, böylelikle katılana ait Mezitli ilçesi, 166 ada 13 parselde kayıtlı 4. Kat, 8 numara ve 13. kat 26 numaralı meskenlerin sanık …’na devredildiği, tapu sicil müdürlüğünden çıkınca sanık … ile karşılaştıkları, sanıklar ile katılanın …bankası Mersin…şubesine gitmek üzere yola çıktıkları sırada sanıkların farklı istikamete seyir halinde olduklarını farkeden katılanın durumu sorması üzerine sanık …’nun paranın yanlışlıkla… bankası şubesine havale edilmiş olduğunu söylediği, katılanın ısrarı üzerine sanık …’nun yaptığı görüşme neticesinde katılana paranın hesabına yattığını, ancak 07.05.2012 tarihine kadar kullanılamayacağını belirttiği, hep birlikte sanık …’nun bürosuna giderek yeniden telefon görüşmesi yapıldıktan sonra paranın 03.05.2012 tarihinde ödeneceğinin kararlaştırıldığı, katılanın … Bankası …ve … şubeleri ile tapudan yaptığı araştırmada hesabına paranın yatırılmadığını ve davaya konu taşınmazların satıştan sonraki ilk mesai günü olan 30.04.2012 tarihinde sanık … isimli kişiye sanık … aracılığı ile devredildiğini öğrendiğinin iddia edildiği olayda;
Sanıklar … ile … haklarında dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanıklar ve sanık … müdafii tarafından; sanıklar …, ve …haklarında verilen beraat hükümlerine ilişkin katılan vekili tarafından; dava konusu parseller üzerindeki el koyma kararının kaldırılması talebinin reddine dair karara ilişkin sanıklar … ve … vekili tarafından yapılan temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanıklar … ve …’nun suçlamaları inkar yoluna gittikleri anlaşılmış ise de; katılanın baştan itibaren tutarlı anlatımları, tanık beyanları, HTS detayları ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; tapu sicil müdürlüğünde yapılan işlemin son mesai günü olması, sanıkların katılanı paranın geleceği konusunda oyalamaya devam etmeleri, taşınmazların sanık …’na devrinden sonra ilk mesai gününde sanık …’ya devredilmesi, sanıkların söz konusu taşınmazları katılandan aldıkları fiyatın altındaki bir değerle, diğer sanık …’ya devretmelerinin hayatın olağan akışına aykırı olması hususları nazara alındığında bu sanıkların mahkumiyetlerine dair kararda hukuka aykırı bir durumunun bulunmadığı; öte yandan diğer sanıklar …, …’nın savunmalarında suça konu taşınmazların fiyatını cazip bulduklarından para karşılığında satın aldıklarını belirterek buna ilişkin makbuz sunmaları, sanık Nazlı Adıgüzel adına kayıtlı telefonu ise sanık …’ın kullandığının beyanlarından sabit olması hususları gözetilerek, bu sanıklar yönünden verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili, sanık … …, sanıklar … ve … müdafii ile sanık …’nun temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 24.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.