YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1480
KARAR NO : 2014/16629
KARAR TARİHİ : 16.10.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır.
Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
… Eczanesinin sahibi olan sanığın, … Devlet Hastanesinde görevli fizik tedavi uzmanı … ve noroloji uzmanı … adına sahte kaşe yaptırıp söz konusu doktorlar tarafından reçete edilmeyen ilaçlar ile ilgili olarak doktorların yerine imza atıp kaşe basarak sahte reçeteler düzenlediği, bir kısım reçetelere ise ilave ilaçlar yazmak suretiyle BAĞ KUR’dan haksız olarak ilaç bedellerini tahsil ettiği, sanığın kaçamak savunmasına karşın alınan bilirkişi raporuna göre suça konu reçetelerin bir kısmındaki yazı ve imzaların hiçbirinin reçeteleri düzenledikleri iddia edilen doktorlara ait olmadığının, bir kısım reçetelerde ise yazılan ilaçlara sonradan ilave ilaçların eklendiğinin, sahte olarak düzenlenen reçetelerin altındaki imza ve yazıların hastalara ait olmadığının, sahteciliğin bu hali ile iğfal kabiliyetini haiz olduğunun bildirilmesi, tanık olarak dinlenen hastaların söz konusu ilaçları almadıklarını, imza ve yazıların kendilerine ait olmadığını beyan ettikleri somut olayda;
1-Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün temyiz incelmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanığın nitelikli dolandırıcılık suçundan … zararı gidermesi ve kayden sabıkasız olması karşısında hakkında 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 6. fıkrasının (b) bendinde belirtilen “sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” koşulunun oluşup oluşmadığı hususu değerlendirilerek sonucuna göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının tartışılmaması,
Kabule göre de;
2-Sanığın, elde ettiği haksız menfaat miktarının 1425,49 TL olarak bildirildiği, ancak bilirkişi raporuna göre suçlamaya konu …’ya ait bir kısım reçetelerde sahteciliğin yapılmadığının belirtilmesi karşısında, öncelikle suçtan elde edilen haksız menfaatin ne kadar olduğu belirlenip, TCK’nın 158/son maddesi gereğince adli para cezasına hükmedilirken tespit olunacak temel günün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması suretiyle tespiti gerekirken doğrudan 100 gün karşılığı adli para cezasına hükmedilmesi,
3-TCK’nın 53/4 maddesine aykırı olarak, sanık hakkında hükmolunan kısa süreli olmayan erteli hapis cezası nedeniyle, TCK’nın 53/1. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarına hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.