Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/26151 E. 2014/16650 K. 16.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/26151
KARAR NO : 2014/16650
KARAR TARİHİ : 16.10.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye …, … ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun … … ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, … ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar,örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Hakaret huzurda işlenebileceği gibi, gıyapta da işlenebilir. Gıyapta hakaretin cezalandırılabilmesi için, mağdurun yokluğunda en az ikiden fazla kişilerle ihtilat edilerek yani en az üç kişinin hakaret sözünü öğrenmiş olması kaydıyla hakaretin yapılması şarttır. Mağdur bu sayıya dahil değildir. Mağdurun hazır olması halinde gıyapta hakaret den bahsedilemez. Kendileriyle ihtilat edilen kişilerin bir arada bulunmaları ve hakaret sözünü aynı anda öğrenmelerine gerek yoktur. İhtilat aktarma suretiyle gerçekleşmişse hakaret sözlerinin aynı yada benzer olması aranmalıdır. Fail sözlerini ikiden fazla kişiye söylemekte yada daha çok kişinin duyabileceği bir yerde konuşmakta ve sözleri başkaları tarafından duyulabilmekte,failde bu durumun bilincinde ise ihtilat oluşmuştur.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Burger rahatsızlığı bulunan sanığın Ürgüp Devlet Hastanesi acil polikliniğine gittiği, doktor olarak çalışan mağdur …’a elindeki reçetede yazılı tablet şeklindeki ilacın enjeksiyonunu yapmasını istediği, dosya içerisinde bulunan mağdur ve hastane görevlileri tarafından düzenlenen tutanak içeriğine göre, sanığa aynı etken maddeye sahip ilacın enjeksiyon şeklinin acil serviste bulunmadığı ve bağımlılık belirtileri gösterdiğinin izah edildiği, sanığın bunun üzerine kolluk görevlilerine müracaat ettiği, hastaneye tekrar geldiğinde istemesi halinde non narkotik diye tabir edilen analjezik bir enjeksiyon yapılabileceğinin söylenmesi üzerine mağdura hitaben sinkaflı bir şekilde sövdüğü, sakinleştirilmeye çalıştığı sırada 12.06.2011 tarihli kolluk tutanağına göre; orada bulunan bankı alıp hastanenin giriş kapısına vurmak isterken engellendiği somut olayda;
1-Sanık hakkında hakaret suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Sanığın ağrı çektiği için hastaneye müracaat ettiği, reçetesindeki ilacın enjeksiyon şeklinin kendisine uygulanmaması nedeni ile kızdığını belirtip doktor olan mağdura sövdüğünü kabul etmesi ve tanıkların anlatımına göre hakaret suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Hakaret suçunun alenen işlenmesine rağmen sanık hakkında hükmolunan cezadan TCK’nın 125/4. maddesi gereğince arttırım yapılmaması, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanık hakkında kamu malına zarar verm suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Sanığın ikrarı, tanık beyanları ve dosya içerisindeki tutanaklara göre, sanığın hastaneyi ait oturağı giriş kapısına vurup zarar vermeye çalışması şeklindeki eyleminin kamu malına zarar vermeye teşebbüs suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında hükmolunan 1 yıl hapis cezasından TCK’nın 35. maddesi gereğince yapılan 3/4 indirim neticesinde 3 ay yerine 4 ay hapis cezasına hükmolunup, ardından TCK’nın 62. maddesi gereğince yapılan takdiri indirim uygulamasından sonra 2 ay 15 gün yerine 3 ay 10 gün hapis cezası belirlenip, hükmolunan kısa süreli hapis cezasının para cezasına dönüştürülmesi sonucunda 1.500,00 TL yerine 2.000,00 TL adli para cezasına hükmedilmesi suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından sırasıyla “4 ay”, “3 ay 10 gün” ve “2.000,00 TL adli para cezası” terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “3 ay”, “2 ay 15 gün” ve “1.500,00 TL” ibareleri eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.10.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.