YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17250
KARAR NO : 2014/3584
KARAR TARİHİ : 26.02.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır
Katılanın aracını satmak için internette ilan verdiği ayrıca aracın üzerine de satılık olduğuna dair yazı astığı, sanıklar … ve İsmail’in katılanın yanına giderek aracı satın almak istediklerini söyledikleri, sanık … ile yapılan pazarlık sonrasında aracın 20.500,00 TL’ye satılması konusunda anlaşıldığı, sanık …’in bir miktar kaparo verdikten sonra katılana senet de verdiği, senede sanık …’in de kefil olarak imzasının alındığı, daha sonra her iki sanığın “Vezirköprüye gidip orada kredi çektikten sonra paranı veririz” dedikten sonra hep birlikte sanıkların ikamet ettikleri Alanşeyhi köyündeki eve gittikleri, bir gün sonra …’ya kredi çekmek için … Bankası’na gittikleri, burada sanık …’in “kredi işimiz biraz uzun sürecek, bir tanıdığım var, telefon edeyim gelsin o daha rahat kredi çeker, aracı da onun üzerine devreder sonra da paranı sana veririz” dediği, akabinde diğer sanık … ile irtibata geçtikleri ve sanığın geldiği ve katılanın aracın devrini sanık …’e verdiği, daha sonra sanıkların kredi işi bugün olmayacak pazartesi gününe sarkacak demeleri üzerine birlikte köye döndükleri, ancak katılanın Ankara’ya döndükten sonra sanıklarlara bir daha ulaşamadığının iddia edildiği somut olayda;
1-Sanık … hakkında kurulan hüküm bakımından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
Sanığın katılana ait aracı sanık … ve babasından olan alacağını tahsil etmek amacıyla aldığı ve sonradan da bir başkasına sattığı, anlaşılmakla diğer sanıkların eylemelerine iştirak ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut deliller elde edilemediği anlaşılmakla, sanığın beraatine ilişkin kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre,yerinde görülmeyen katılanın temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanıklar … ve … hakkında kurulan hükümler bakımından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
a-Sanık … hakkında kurulan hüküm bakımından yapılan incelemede;
Katılanın kendisine verilen senedi icraya koymasına rağmen parasını tahsil edememesi dosya arasında bulunan Vezirköprü C.Başsavcılığı tarafından düzenlenen 4 adet iddianame sureti incelendiğinde, sanıkların benzer yöntemlerle başka kişileri de dolandırdıklarının ve haklarında kamu davaları açıldığının anlaşılması karşısında, sanıkların başlangıçtan itibaren dolandırıcılık kastı ile hareket edip, katılanı ikna etmeye yönelik olmak üzere ileride ödememe düşüncesi ile senet de vermek suretiyle katılanı dolandırdıkları ve üzerlerine atılı suçu işledikleri anlaşılmakla sanığın atılı suçtan mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
b-Sanık … hakkında kurulan hüküm bakımından yapılan incelemede;
Sanığın hükümden sonra 25/08/2010 tarihinde öldüğünün UYAP’tan temin edilen nüfus kaydından anlaşılması karşısında, hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64/1. maddesi uyarınca düşürülmesine karar verilip verilmeyeceğinin mahkemesince değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.