YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4002
KARAR NO : 2014/20059
KARAR TARİHİ : 01.12.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, şikâyetçinin işyerine gidip …..marka …..teybini pazarlık sonucunda 200 TL’ye almak istediği, ancak parayı çalıştığı işyerinde ödeyeceğini söyleyerek şikâyetçiyi …. caddesinde bulunan bir işyerine götürerek kendisini dışarıda beklemesini belirttiği, daha sonra parayı alıp getirecekmiş gibi bir işyerine girerek arka kapısından çıkıp oto teybi ile birlikte ortadan kaybolduğu anlaşıldığından, eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
… CGK’nın 26.03.2013 tarih ve 2012/6-1232-2013/106 E-K sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 763. maddesi uyarınca, suça konu oto teybini üçüncü bir kişiye satmak suretiyle zilyetliği devreden sanığın artık eşya üzerinde tasarruf yetkisi kalmayacağından oto teybini sattığı yeri göstermesi sonucunda, satın alan kişiden teybin alınarak mağdura iadesinin 168. madde anlamında sanık tarafından gerçekleştirilmiş bir iade veya tazmin olarak kabulünün mümkün olmadığı, sanığın teybi sattığı yerden ücretini ödemek suretiyle geri alarak mağdura aynen iade etmesi veya sanık ya da sanığın girişimleri sonucu üçüncü bir kişi tarafından teybin bedelinin mağdura ödenmesi gibi durumlarda ancak 168. madde anlamında bir iade ve tazminden bahsetmenin mümkün olacağı, aksi halde iyiniyetli üçüncü kişilerden malın iadesi suretiyle temini cihetine gidilerek mağdurun zararının giderilmesi halinde, sanığın haksız biçimde sağladığı kazancın devam edeceği gözetilmeden, anılan kanun maddesinin uygulanması suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayin edilmesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 01.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.