Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/1658 E. 2014/16729 K. 20.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1658
KARAR NO : 2014/16729
KARAR TARİHİ : 20.10.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık (değişen suç vasfına göre basit dolandırıcılık)
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ankara’da bir bilardo salonunda katılan ile tanışan sanığın, kendisinin kadın doğum uzmanı doktoru, amcasının da Yargıtay 8. Ceza Dairesinin başkanı olduğuna dair yalan söyledikten sonra …. hastanesinde işe yerleştireceği vaadinde bulunarak bu duruma inanan katılandan sözde işe yerleştirme işlemlerinin karşılığı olarak 7500 TL para alarak haksız menfaat temin ettiğinin iddia edildiği olayda;
Oluşa, sanığın savunmalarına, katılanın beyanlarına, tanıkların anlatımlarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, bu şekilde gerçekleştirdiği sabit görülen eyleminin basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,ancak;
Ayrıntıları CGK’nın 2008/3-173 E., 2008/190 K. 15.07.2008 tarihli kararında açıklandığı üzere; 5237 sayılı Kanunun 42, 43 ve 44. maddelerindeki düzenlemelerin suçların içtimaını ilişkin olduğu, cezaların toplanmasına dair bir düzenlemenin anılan kanunda yer almadığı, 765 sayılı Kanunun 68. maddesi ile 77. maddesine kadar olan cezaların da toplanabileceğine dair düzenlemelere sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanununda yer verilmeyerek önceki sistemde var olan “cezaların içtimaı” uygulamasına son verildiği, cezaların toplanamayacağı veya hangi şartlarda toplanabileceğine ilişkin düzenlemelerin 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 99. maddesinde yer aldığı ve anılan düzenlemeye göre de; birden fazla hükümde yer alan cezaların ancak koşullu salıvermenin hesaplanması amacına dönük olarak ve infaz aşamasında toplanabileceğinin açıkça düzenlendiğinin anlaşılması karşısında; sanığa sonuç olarak tayin edilen 10 ay hapis cezasından çevrilen 6000 TL para cezası ile 6660 TL adli para cezasının toplanması suretiyle sanık hakkında 12.660 TL adli para cezasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümden cezaların toplanmasına ilişkin ifadelerin çıkartılarak, yerine “5237 sayılı TCK. nun 50/1-a, 52/2-3. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezasının günlüğü 20 liradan 6.000 TL seçenek yaptırım adli para cezasına, 333 gün karşılığı adli para cezasınında TCK’nın 52/2. maddesi uyarınca 6660 TL adli para cezasına çevrilmesine” bendi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.