YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8771
KARAR NO : 2014/3562
KARAR TARİHİ : 26.02.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanık …’nın ele geçirdiği katılan …’nun kimlik bilgilerini ve kimliği tesbit edilemeyen bir bayanın fotoğrafını kullanarak oluşturduğu nüfus cüzdanı ile Bakırköy 5. Noterliğine giderek katılan … tarafından sanığa… Parsel numarasına kayıtlı bulunan taşınmazı satma yetkisi vermiş gibi 24/03/2008 tarihli ve 7909 yevmiye nolu orijinal ancak içerik olarak sahte olan düzenleme biçimindeki vekaletnameyi aldığı, sözkonusu vekaletname fotokopisini emlak işleri ile uğraşan ve hükmü temyiz etmemiş olan diğer sanık …’a vererek belirtilen taşınmazı satmasını istediği, kimliği tespit edilemeyen İhsan isimli şahsın söylemesi üzerine arsanın satışından haberdar olan tanık …’ın bir tanıdığıyla giderek belirtilen yeri tanıdığı şahıs adına almak üzere … ile anlaşması üzerine sanığın vekaletname aslını, iki fotoğrafını ve kimlik fotokopisini …’a göndererek tapuda işlem başlatmasını istediği, ancak Tapu Müdürlüğünde vekilin kendisi olmadan işlem yapmayacaklarını söyledikleri anlaşılan olayda:
1-Sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik incelemede;
Sanığın sahte olarak düzenlenmesini sağladığı belgenin noter tarafından orijinal olarak düzenlenen vekaletname olduğu ve 5237 sayılı TCK’nın 204/3. maddesinde belirtilen belgelerden olduğu halde sözkonusu madde ile artırım yapılmaması, sanığın önce katılanın kimlik bilgileri ile sahte nüfus cüzdanı çıkartıp ardından bu kimlikle vekaletname alması karşısında sanık hakkında TCK’nın 43/1. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik incelemede,
Sanığın kendisinin vekil olduğu bir vekaletname ile …’ın tapuda işlem yapmasını istemesi dosyada yeterince açıklığa kavuşturulmamış olması, sanığın adı geçen bayanı yetkili kıldığına ilişkin herhangibir vekaletnamenin dosyada bulunmaması ve tanık …’ın 14.10.2008 tarihli Cumhuriyet başsavcılığında verdiği ifadesinde “Serap isimli emlakçı bayan bu taşınmazın satışı için bir başka şahıstan mal sahibi adına vekaletname almıştı satış bu vekaletname ile yapılacaktı” şeklindeki beyanı karşısında maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkartılması açısından; sanığın sözkonusu sahte vekaletnamede bulunan tevkil yetkisine dayanarak …’a vekalet verip vermediği, sanığın Tapu müdürlüğüne gelip gelmediği hususlarının …’ ve tanık …’dan sorulup sanık tarafından …’a verilen bir vekaletname olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre, sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule görede;
Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı ceza alt sınırdan belirlendiği halde yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle adli para cezası tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılmak suretiyle tespit edilerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.