Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/17639 E. 2014/16731 K. 20.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/17639
KARAR NO : 2014/16731
KARAR TARİHİ : 20.10.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten süjelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Somut olayda; Sanık …’ün, “… ” adına düzenlenmiş sahte … kartı, sanık …’in de “…” adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanı kullandığı, sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek katılan …’ın işlettiği … firmasına giderek … plaka sayılı aracı bir haftalığına kiraladıkları ve kira sözleşmesini sahte kimlikler ibraz ederek imzaladıkları, aracı aldıktan sonra ruhsat sahibinin kimlik bilgilerine ulaşabilmek amacıyla katılan …’a aracın otoparka çekildiğini söyleyerek otoparktan alınması için sahibinin kimlik bilgilerini ve “aracı … ‘e teslim edebilirsiniz” şeklinde yazı göndermesini istedikleri, ruhsat sahibi olan katılan …’nın kimlik bilgilerini öğrendikten sonra sanık …’ün üzerinde kendi fotoğrafının bulunduğu ancak …’ya ait kimlik bilgilerinin yer aldığı sahte nüfus cüzdanı düzenlediği, sanıkların kiraladıkları aracı satmak için www.sahibinden.com adresine ilan verdikleri, ilanda aracın özelliklerini yazarak resmini yükledikleri ve iletişime geçilecek kişi olarak da … ismini yazdıkları, aracı annesi …. adına satın almak isteyen katılan …’ın sanıklarla irtibata geçerek aracı 40.000 TL’ye satın aldığı, Bakırköy 23. Noterliğinde düzenlenen araç satış sözleşmesini sanık …’ün … ismiyle imzaladığı sabit olmakla, sanıkların ikişer kez nitelikli dolandırıcılık ve yine ikişer kez resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediklerini dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
1- Katılan …’a yönelik nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet kararı ile her iki resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde ;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Katılanlar … ve …’a yönelik nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde ;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak ;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 02.04.2013 tarih ve 2012/15-1293-2013/111 E-K sayılı ilamında da açıklandığı üzere, sanıkların, sahte kimliklerle kiraladıkları aracı satmak için … adli internet sitesine verdikleri ilanda aracın özelliklerini belirtip resmini yükledikten sonra kendileriyle irtibata geçen katılanlara aracı 40.000 TL’ye satmaktan ibaret eylemlerinin TCK’nın 158/1-f maddesinde yer alan dolandırıcılık suçunu oluşturduğu halde, aynı maddenin “g” bendinden hüküm kurulması suretiyle suç vasfında hataya düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanun’un 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkında gözetilmesine, 20.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.