Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/1572 E. 2014/16750 K. 20.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1572
KARAR NO : 2014/16750
KARAR TARİHİ : 20.10.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; daha önce Almanya’da yaşayıp Türkiye’ye kesin dönüş yapan ve suç tarihinde İzmir ilinde emlakçılıkla uğraşan sanık …’in, bekar olan ve iş arayan katılan …’ye iş teklifinde bulunarak kendisini Almanya’da açacağı ofisin başına geçireceğini, orada bir Alman kadınla evlendirip, oturma ve çalışma izni elde edebileceğini, orada yaşayanlara ortaklaşa gayrimenkul satacaklarını söyleyerek, bunun için tanıdığı bir Alman kadınla görüştüğünü ve evlenme teklifini kabul ettiğini belirttiği ve gerekli belgeler olan pasaport, noter onaylı lise diploması, nüfus kayıt örneği, askerlik terhis belgesi, ikametgah ve adli sicil belgesini hazırlamasını istediği ve masraf olarak da 2.700 euro para gerektiğini söylediği, katılan …’nin gerekli belgeleri hazırlayarak 2.700 euro ile birlikte sanığa verdiği, sanığın para ve belgeleri Almanya’ya gönderdiğini ve tanıdığı kadına ulaştığını beyan ettiği, bir süre sonra sanığın, gönderdiği paranın yetmediğini söyleyerek katılandan 2000 euro daha aldığı, ancak sanığın, katılanı Almanya’ya göndermediği gibi aldığı parayı da iade etmediği sabit olmakla dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş, aynı suç işleme kararının icrası kapsamında, katılandan değişik zamanlarda haksız menfaat temin eden sanık hakkında TCK’nın 43/1. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 19.06.2007 tarih ve 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 120 gün olarak tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “120 gün”, “100 gün” ve “2.000,00 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.