Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/26594 E. 2014/16704 K. 20.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/26594
KARAR NO : 2014/16704
KARAR TARİHİ : 20.10.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, kasten genel güvenliğin tehlikeye sokulması
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Sanıkların çalıştığı cami inşaatının yanında katılanlara ait evin bulunduğu, olay tarihinde, etraftaki otların tutuşması sonucunda çıkan yangında, katılanlara ait araç ve evin yandığı, tanık Hasan’ın, üç dört kişinin, yerde bir şeyleri söndürmeye çalıştıktan sonra yangın çıktığını, bu kişilerin yangına müdahalede da bulunmadıklarını, mesafenin uzak olması nedeniyle bu kişilerin kim olduklarını görmediğini belirttiği, alınan yangın raporuna göre, yangının çıkış sebebinin kesin olarak belirlenemediği; fakat atılan sigara izmaritinin etraftaki otları tutuşturması sonucu çıkmış olabileceğinin belirtildiği, sanıkların da, o bölgede işçi olarak çalışmaları nedeniyle, suçu işlemiş olabileceklerinin belirtildiği, böylece sanıkların mala zarar verme ve kasten yangın tehlikesine neden olma suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 31/03/2009 tarih ve 2008/6-256 Esas ve 2009/79 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “şüpheden sanık yararlanır” kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulunun, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğu, gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılmamış olan olaylar ve iddiaların, sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağı, ceza mahkumiyetinin, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanarak ve diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiği, bu ispatın, hiçbir kuşku ve başka bir türlü oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olması gerektiği, yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmanın, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına geleceği dikkate alınarak; somut olayda, sanıkların suçlamaları kabul etmemeleri, yangının çıkmasından sonra kendilerinin de olaya müdahale ettikleri, sanıkların bulunduğu yer ile yangının çıktığı yer arasındaki otların yanmamış olması nedenle yangının sanıkların eyleminden kaynaklandığının ispatlanamadığı, bu şekilde, katılanların soyut iddiasından başka, sanıkların mahkumiyetine yeter kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı ve sanıkların kast ya da taksirinin tespit edilemediğinin anlaşılması karşısında, mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 20/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.