YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17747
KARAR NO : 2014/11693
KARAR TARİHİ : 11.06.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla işlenmesi nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa dolandırıcılıktan değil, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanunu’nun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Sanığın, katılan … adına 05/03/2008, 05/05/2008, 05/07/2008 ödeme tarihli, 15/11/2007 düzenleme tarihli, 3 adet senedi katılanın haberi olmadan keşide ederek Akbank … Şubesinde bulunan kredi dosyasına teminat olarak sunduğunu ve kredi kullandığı iddia edilen somut olayda;
1-Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik olarak yapılan temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün, ONANMASINA,
2-Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik olarak yapılan temyiz incelemesinde;
Kredi kullanım tarihinin 17.07.2007, senetlerin keşide tarihlerinin ise 15/11/2007 olduğu gözetilerek gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkartılması bakımından; yargılamaya konu kredi dosyalarının ekleriyle birlikte tüm asılları getirtilip, senetlerin hangi tarihte hangi amaçla bankaya teslim edildiği, ne kadar kredi kullandırıldığı, kredinin ne kadarının ne şekilde ödendiği, suça konu senetlerin kredi alımı sırasında mı yoksa borç doğduktan sonra, yani kredi kullanımından sonra mı? verildiği konusu Akbank’dan ayrıntılı bir şekilde sorulup senetlerin önceden … borca karşılık verilmesi halinde dolandırıcılık suçunun kast unsurunun oluşmayacağı buna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekeceği hususları gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.