Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/18081 E. 2014/11711 K. 11.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18081
KARAR NO : 2014/11711
KARAR TARİHİ : 11.06.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin sanık …’nun beraatına yönelik olduğu, sanık … hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz bulunmadığı belirlenerek, sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından kurulan hükümlere hasren yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının,kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti,vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma,bu kurum veya kuruluşlara ait
yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir.Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanık …’nun katılan …’ı borçlu, kardeşi …’yu alacaklı olarak gösterip 1000 TL tutarlı olarak düzenlediği senedi, borçlu olduğunu belirttiği kardeşi …’ya vererek katılan aleyhine İzmir 20. İcra Müdürlüğü’nün 2007/13608 E. Numaralı dosyası ile icra takibi yapılmasını sağladığı olayda ;
1-Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümlere yönelik incelemede,
Katılanın sanığa suça konu senedi vermediğini, yazı ve imzaların kendisine ait olmadığını belirtmesi, sanık …’nun söz konusu senedi katılandan aldığını ancak sebebinin katılanın kendisinden borç alması mı araç satışı mı hatırlamadığını belirtmiş olması, suça konu senet üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde, keşideci imzasının katılana ait olmadığının, senet ön yüzündeki yazı ve rakamlarının ise sanık …’ya ait olduğunun tespit edilmesi karşısında tebliğnamedeki tanık dinlenilmesine ve somut olayla ilgisi olmayan başka bir çek üzerinde inceleme yapılmasına yönelik eksik inceleme gerekçesiyle bozma düşüncesine iştirak edilmeyerek sanığın eyleminin sahtecilik suçunu oluşturduğu yönüdeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarına ilişkin hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” cümlesinin eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik incelemede,
Sanık …’nun düzenlediği sahte senedi kardeşine vererek katılan aleyhine icra takibi yapılmasını sağladığının anlaşılması karşısında sanığın eyleminin kamu kurumunu aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık suçuna teşebbüs oluşturduğu gözetilmeden mahkumiyeti yerine beraatına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.