Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/858 E. 2014/14586 K. 15.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/858
KARAR NO : 2014/14586
KARAR TARİHİ : 15.09.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında belirlenen gün sayısı, paraya çevrilirken sevk maddesi olarak TCK’nın 52/2. maddesi gösterilmemiş ise de, bu eksikliğin mahallinde tamamlanması mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılan … kamyonu olduğu ve nakliye işi ile uğraştığı, vergi borcu ve sahte araç muayenesi yaptırmak nedeniyle aracına el konulduğu, sanık …’nın katılan ile ona ait kamyonun vergi borcunun ödenmesini ve bağlanmış olan kamyonun trafiğe çıkmasını temin edeceği hususunda vaatte bulunduğu, Ankara’da ağabeyi olduğunu, ayrıca savcı arkadaşı bulunduğunu beyan ettiği, katılana “Ankara’daki ağabeyine 5.000 TL para gönderdiklerinde vergi borcunun faizinin silineceğini, aracın da trafiğe çıkış yapacağını” söylediği, buna inanan katılanın, kamyonunu trafiğe çıkmasını sağlamak amacıyla arkadaşlarından temin ettiği 5.000 TL’yi sanığa verdiği, bu parayı vermesine rağmen aracının trafiğe çıkışının sağlanmaması üzerine durumu sanıktan sorduğu, sanığın “halen devam eden mahkemenin bitmesi gerektiğini” söylediği, katılanı bu şekilde oyaladığı, sanığın daha sonraki zamanlarda da
değişik nedenlerle katılandan para talep ettiği, bu şekilde katılandan 12.500 TL civarında parayı haksız yere alıp mal edindiği, ayrıca sanığın, söz konusu kamyonun vergi borçlarının silinmesini ve aracın trafiğe çıkmasını sağlayacağı vaadi ile katılan …’un ortağı olan, katılan …’dan da 500 TL para aldığı, sanığın bu şekilde üzerine atılı suçu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık, tanık ve katılan beyanları ile tüm dosya kapsamına göre atılı suçun sanık tarafından işlendiği anlaşılmakla, hakkına verilen mahkumiyet kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünü birden fazla ihlal ederek, değişik zamanlarda birden fazla kez menfaat temin etmiş olması karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayarak eksik ceza tayin edilmesi hususu aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hüküm fıkrasında, sanık hakkında takdiri indirim maddesi uygulanırken, 5237 sayılı TCK’nın 62. maddesi yazılması gerekirken, yerine 765 sayılı TCK’nın 59/2. maddesi yazılması suretiyle karma hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, 765 sayılı TCK’nın 59/2. maddesi yerine, 5237 sayılı TCK’nın 62. maddesi yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 15.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.