YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/585
KARAR NO : 2014/14873
KARAR TARİHİ : 17.09.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
UYAP’tan alınan nüfus kayıt örneğine göre sanık …’ın hüküm tarihinde sonra 15.05.2012 tarihinde öldüğü anlaşılmış ise de; sanık hakkında verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz inceleme talebi bulunmadığı anlaşıldığından sanıklar … ve … hakkındaki hükümlerle sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunun dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak TCK’nın 158/1-a maddesinde düzenlenmiştir. Madde gerekçesine göre, burada dikkat edilmesi gereken husus, dinin bir aldatma aracı olarak kullanılmasıdır.
Din, bir topluluğun sahip olduğu kutsal kitap, peygamber ve Allah kavramını da genellikle içinde bulunduran inanç sistemi ve bu sisteme bağlı olarak yerine getirmeye çalıştığı
ahlaki kurallar bütünüdür. Dini inanç, dine inanan, belirli bir dine mensup kişinin duygularıdır. Bir insanın dini inanç ve duyguları ile doğup büyüdüğü, terbiyesini aldığı ailesi, çevresi ve içinde bulunduğu toplum arasında çok sıkı bir ilişki bulunmaktadır.
Bu nitelikli unsurun gerçekleşebilmesi ve suçun oluşabilmesi için, dini kurallara bağlı olanların, önem verdiği değerler, dini inanç ve duygular aldatma aracı olarak kötüye kullanılmalı, bu suretle gerçekleştirilen hile ile haksız bir yarar da sağlanmış olmalıdır.
Somut olayda ; … Bankası’ndan emekli maaşını almaya giden katılan …’nin yanına yaklaşan sanık … ile temyiz kapsamında olmayan müteveffa sanık …’in, katılana “sizin köyde fakir var mı, varsa sana para verelim köydeki fakirlere dağıt” dedikleri, katılanın da dağıtabileceğini söylemesi üzerine 2.000 TL para verdikleri, bu şekilde güven telkin ettikten sonra verdikleri parayla katılanın kolunda gördükleri bir adet altın bileziği yan binadaki hocaya okutup tekrar getireceklerini söyledikleri, katılan …’nin de sanıklara güven duyması ve paraların hocaya okutulacağına inanması sebebi ile kolundaki bileziği ve sanıkların kendisine vermiş olduğu paraları geri verdiği, parayı ve bileziği alan sanıkların yakınlarda bulunan bir binaya girerek ortadan kayboldukları ;
19.02.2009 tarihinde ise mağdur …’nin, kızı … ile birlikte evine gittiği esnada, sanıklar … ve … yanlarına geldiği, mağdura “teyze biz seni tanıyoruz, sen … abla değil misin, bizim babamız öldü, yedinci gecesi mevlit okutacağız, onun hayrına fakirlere para dağıtacağız, senin tanıdığın varsa sana verelim sen dağıt” dedikleri, sanıklara inanan mağdur …’nin de mahallesinde beş çocuklu bir ailenin olduğunu, ona yardım edebileceklerini söylediği, bunun üzerine sanıkların “teyze, biz misafirlerle uğraşıyoruz, parayı sana verelim, sen bizim yerimize dağıtırsın” dedikleri ve 3.000 TL para verdikleri , hemen karşılarında bulunan apartmanı göstererek “apartmanın ikinci katında kadınlar mevlit okuyor, bu parayı okutalım, sonra sana verelim” diyerek paraları geri istedikleri, bu sırada mağdurdan da okutmak için para istedikleri, mağdurun üzerinde para olmadığını söylemesi üzerine, sanıkların ziynet eşyası da olabileceğini söyledikleri, bunun üzerine mağdurun kolunda bulunan 3 adet altın bileziği sanıklara verdiği, sanıkların da parayı ve bilezikleri okutacaklarını söyleyerek ortadan kayboldukları sabit olmakla, her iki mağdur ve katılana karşı nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş, mağdur ve
katılanın aşamalarda değişmeyen istikrarlı savunmaları, fotoğraf teşhis tutanakları, sanıklar hakkında benzer şekildeki eylemleri nedeniyle açılmış davalar karşısında tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Adli sicil kaydına göre tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık … hakkında TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 17.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.