Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/18563 E. 2014/11746 K. 11.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18563
KARAR NO : 2014/11746
KARAR TARİHİ : 11.06.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Herhangi bir eğitim almadığı halde sağlıksız koşullarda hazırlamış olduğu ürünlerin bel fıtığı ve kısırlık tedavisine faydası olduğunu el ilanlarıyla duyuran sanığın, ilanı görerek kendisiyle irtibata geçen katılan …’e yüzde yüz çocuk sahibi olacağı vaadinde bulunarak tedavi edeceğinden bahisle 4 aylık süre zarfında 1.500 TL aldığı, katılan …’den de bel fıtığı rahatsızlığını birkaç seansta tamamen tedavi edeceği vaadinde bulunarak 850 TL aldığı, katılanların bir süre sanığın kendilerine verdiği ürünleri kullandıkları ancak hiçbir fayda görmemeleri üzerine sanıktan paraları geri istedikleri, sanığın yeni ilaçlar vermeyi teklif ederek katılanlara paralarını iade etmediği gibi Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Müdürlüğü’nün sanık tarafından hazırlanan ürünler üzerinde yaptığı incelemede “ürünlerin kozmetik olarak tarif edilen katagoriye girip, herhangi bir hastalığın tedavisinde veya hastalığın tedavisine yardımcı olarak kullanılamayacağı” belirtildiğinin anlaşıldığı olayda, eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın her iki katılana yönelik eylemi ile aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda olmak üzere birden fazla kez menfaat temin etmesi karşısında hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “120 gün”, “100 gün” ve “2.000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11.06.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.