Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/572 E. 2014/14863 K. 17.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/572
KARAR NO : 2014/14863
KARAR TARİHİ : 17.09.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda ; Hatay Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nu arayarak kendisini Yargıtay Cumhuriyet Savcısı olarak tanıtan sanık …’ın, telefonda karşısında çıkan infaz koruma memuru …’dan o gün uyuşturucu madde suçundan tutuklanarak gelen kişiler ile bu kişilerin yakınlarına haber verilmesi için bildirdikleri telefon numaralarının listesini istediği, telefon numaralarını aldıktan sonra aynı gün uyuşturucu ticaretinden tutuklanan …’un abisi olan şikayetçi …’u aradığı, bu sefer kendisini cezaevi savcısı olarak tanıttığı ve şikayetçiye “Antakya küçük bir yer, kardeşin uyuşturucudan tutuklanmış, ceza alırsa hoş karşılanmaz, kardeşinin kefaletini alabilir misin” diyerek maddi bir çıkar karşılığında kardeşine yardım edebileceği, onu serbest bırakabileceği yönünde beyanlarda bulunduğu, şikayetçinin elinden ne gelirse yapacağını söylemesi üzerine şikayetçiden 4.500 TL para istediği ve parayı yatırmazsa kardeşinin daha çok ceza alacağını söylediği, şikayetçinin kardeşi … görüşmek için izin almak üzere adliyeye gittiği ancak görüş günü olmadığı için izin alamadığı, bunun üzerine şikayetçinin bu durumdan sanığa bahsettiği, sanığın da halledebileceğini söyleyerek bu sefer de Hatay Adliyesini arayıp cezaevine bakan savcı ile görüştüğü, kendisini Yargıtay Cumhuriyet Savcısı … … olarak tanıtıp şikayetçinin kardeşi ile görüştürülmesi hususunda ricada bulunduğu, daha sonra şikayetçiyi arayıp cezaevi savcısının yanına gitmesini söylediği, şikayetçinin cezaevi savcısının odasına gittiğinde durumu anlattığı, dolandırılmaya çalışıldığını anlayan şikayetçinin savcılık ve emniyetin talimatlarıyla sanığa parayı göndereceğini söylediği, sanığın da beraat eden abisi …’dan hesap numarası istediği, …’un da beraat eden diğer sanık …’in hesap numarasını verdiği, sanık …’in parayı çekmek üzere banka şubesine gittiğinde polislerce yakalandığı, sanık …’un bu şekilde kendisini Yargıtay Cumhuriyet Savcısı, Cezaevi Savcısı gibi sıfatlarla tanıtıp Cezaevi görevlilerini kandırarak elde ettiği bilgileri kullanıp şikayetçiyi cezaevinde bulunan kardeşine yardım etme, tahliyesini sağlama, daha az ceza almasını sağlamak gibi vaatlerle kandırarak 4.500 TL para istediği ancak durumun sonradan fark edilmesi nedeni ile parayı elde edemeden olayın ortaya çıktığı sabit olmakla dolandırıcılığa teşebbüs suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 17.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.