Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/18180 E. 2014/11800 K. 12.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18180
KARAR NO : 2014/11800
KARAR TARİHİ : 12.06.2014

MAHKEMESİ :Ağır ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi,bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının
kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Somut olayda; Sanıkların tam bir irade ve eylem birliği içerisinde hareketle katılanın yetkilisi olduğu madeni yağ sevkiyatı ile iştigal eden işyerine … plaka sayılı araçla geldikleri, Denizli iline yağ götüreceklerini beyanla, detayı İstanbul Polis Kriminal Labaratuarı Müdürlüğünün 29/12/2009 tarihli ekspertiz raporunda belirtilen, sahte araç ruhsat fotokopisi, sigorta poliçesi ve sürücü belgelerini ibraz ettikleri, ayrıca kendilerini … ve … olarak tanıttıkları, … adına düzenlenmiş sürücü belgesinde sanık …’in, … adına düzenlenmiş sürücü belgesinde sanık …’in fotoğrafları bulunduğu, daha evvel dolandırıcılık olaylarıyla karşılaşan katılanın belgelerinin sıhhati konusunda araştırma yapmak istediği, sigorta poliçesinin imzasız olmasından da şüphelenerek ilgili şirketi aradığı poliçenin sahte olduğunun söylenmesi üzerine bu kez sanık …’in verdiği sürücü belgesinde ismi yazılı kişiye ulaşarak durumu öğrendiği ve polise haber verdiği, sanıkların üzerlerinde ve araçta yapılan aramada davaya konu diğer sahte belgelerin de ele geçirildiği, bu şekilde sanıkların zincirleme şekilde şekilde resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçlarını işlediklerine dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Olayın gelişimi, sanıkların sorgularındaki beyanlarında da kabul ettikleri kolluk ifadelerinden eylemi dolandırıcılık kastıyla yaptıklarını beyan etmeleri, sonraki savunmalarında katılandan teslim alacakları madeni yağı Denizli’ye götüreceklerine dair beyanları, malı teslim edecekleri yere ilişkin bir belge, fatura ya da sözleşme ibraz edememeleri, keza bu amaçla kendilerini gönderdiğini ve yanında çalıştıklarını beyan ettikleri … Kılcı isimli şahsa ait somut bilgi ve belge ibraz edememeleri ve sanık … hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair karar verilirken, “sanığın dosyaya yansıyan kişiliği, suç işleme eğilimine göre olumlu kanaat oluşmaması” hususunun gerekçe yapılması karşısında, sanıkların amacının malı götürülmesi gereken yere teslim etmeyip mal edinmek ve dolandırıcılık olduğunun ne surette anlaşıldığı ve sanıkların
suç kastı taşımaları halinde dahi eyleminin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturup oluşturmayacağının tartışılması gerektiğine ve sanık …’in sabıka kaydındaki ilamın idari yaptırıma dönüşmesi nedeniyle dolandırıcılık suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin tartışılması gerekçeleri ile dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararlarının bozulması gerektiğine dair tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … müdafii ve sanık …’un yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmlerin ONANMASINA, 12.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.