YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18199
KARAR NO : 2014/11811
KARAR TARİHİ : 12.06.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, suç tarihinde Diyarbakır D Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’nda infaz ve koruma memuru olarak görev yaparken, katılanlardan kendilerine avukat tutacağından bahisle toplam 2.000 TL para istediği, bunun üzerine katılan … Irmak’ın kardeşi olan İdris Irmak tarafından 2.000 TL’nin sanık adına İş Bankası Diyarbakır Ofis Şubesi’ne havale edildiği, paranın sanık tarafından alınmasına rağmen, suç tarihinde tutuklu olan katılanlar için herhangi bir avukat tutulmadığı, daha sonra da sanığın tayininin çıkarak Diyarbakır’dan ayrıldığı anlaşılmakla, hileli hareketlerle haksız menfaat temin eden sanığın dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan uygulama yapılırken, 5237 sayılı TCK’nın 157/1. maddesi yerine 142/1-f olarak yanlış gösterilmesi, mahkemesince düzeltilmesi mümkün yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanların yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında uygulanan hapis cezaları alt sınırdan tayin edildiği halde, adli para cezaları belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle, asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, katılanların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkralarından “80 gün”, “100 gün”, “83 gün” ve “1660 TL adli para cezası” ifadelerinin yerine, sırasıyla “5 gün”, “6 gün”, “5 gün” ve “100 TL adli para cezası” yazılmak suretiyle, sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.