Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/6457 E. 2014/2030 K. 06.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/6457
KARAR NO : 2014/2030
KARAR TARİHİ : 06.02.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, özel begede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Özel belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararına dair temyiz istemlerinin incelenmesinde;
2004 yılı olan suç tarihinden temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
2-Dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen mahkumiyet kararına dair temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi,bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Somut olayda; katılan …’ın suç tarihinden önce sanıktan borç para aldığı, karşılığında sanığın alacaklı, kendisinin borçlu olduğu 01.11.2002 düzenleme, 01.01.2005 ödeme tarihli ve 8.000 ABD doları bedelli bono düzenlendiği, katılanın bu parayı 2004 yılında sanığa ödediği, sanığın gerçek bonoyu saklayıp iade etmediği, 01.10.2002 düzenleme tarihli 8.000 ABD doları bedelli sahte bono düzenlediği, bu bononun ödeme tarihi yazılı olmamasından dolayı kambiyo senedi niteliğini taşımadığı, sanığın bu sahte bonoyu katılana vererek elinde bulunan gerçek bonunun rakamlarının önüne 1 rakamını ekleyerek 18.000 ABD doları bedelli senet haline getirdikten sonra icra takibine başladığı, ancak takibe itiraz sonucunda icra işlemlerinin henüz tamamlanmadığı, dolandırıcılığın teşebbüs derecesinde kaldığı anlaşıldığından, sanığın resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılığa teşebbüs suçlarından mahkûmiyetine dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 06.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.