YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16875
KARAR NO : 2014/9705
KARAR TARİHİ : 15.05.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Anadolu Bankası Bursa Şube Müdürlüğü’nün 16.12.2009 tarihli yazılarından suça konu senetlerin banka tarafından açılan ve ödenmeyen kredi boçlarının ödenmesini temin amacıyla alındığının anlaşılması karşısında, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka,48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır.Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır.Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
… Gıda…Ltd. ticari ünvanlı şirketin kurucu ortaklarından ve temsile yetkili müdürü olan sanığın, katılan bankanın Bursa şubesi ile 05.12.2005 tarihinde imzalanan “Genel Kredi Sözleşmesi” sonrasında (şahsi kefaleti de olduğu halde) zaman içinde peyder pey kullanılan kredi dilimlerinin teminatı veya oluşan borçlara karşılık 02.12.2008 tarihli bilirkişi raporu ile (senet borçlularına atfen atılan imzalar itibariyle) sahte oldukları belirlenen senetleri 01.05.2007 ilâ 09.07.2007 tarihleri arasında bankaya vermesi, bu cümleden olarak; mağdure Müsemma’nın borçlu gözüktüğü 20.04.2007 düzenleme 20.08.2007 ve 20.09.2007 vade tarihli iki bonoyu 01.05.2007 tarihinde ciro yoluyla ibraz etmesi, kredi borcunun ödenmemesi üzerine senetlere dayalı tahsilat işlemleri aşamasında, borçlulara ulaşılamaması veya borçlu imzalarının sahteliği nedeniyle katılanın alacağına kavuşamaması eylemlerinin “nitelikli dolandırıcılık” ve “zincirleme resmi belgede sahtecilik” suçlarını oluşturduğu iddia edilen somut olayda; “05.12.2005 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi’nin” imzalanmasını müteakip katılan bankaya suça konu senetlerin verilmiş olmasında yüklenen “nitelikli dolandırıcılık” suçunun unsurları itibariyle oluşmadığını, bu nedenle “beraat” kararı verilmesi gerektiğini, ancak; sahtelikleri dosya kapsamı itibariyle anlaşılan ve bu nitelikleri bilinerek kullanıldığı sûbut bulan suça konu bonolar açısından ise yüklenen “resmi belgede sahtecilik” suçunun oluştuğunu takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 15.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.