Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/4134 E. 2014/20038 K. 01.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4134
KARAR NO : 2014/20038
KARAR TARİHİ : 01.12.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının,kamu meslek kuruluşlarının,siyasî parti,vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma,bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi,basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanık … ile yakalanamadığından yargılamasına ayrı bir dosya üzerinden devam edilen meçhul sanık ……’ın, fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek katılan …’a ait kimlik bilgilerini havi; ancak üzerinde başka bir şahsa ait fotoğrafın bulunduğu ve tüm dosya kapsamına göre sahte oluşturulduğu tespit olunan nüfus cüzdanını kullanarak, Bakırköy 11. Noterliğinde, 17.06.2005 tarihli, ….. yevmiye numaralı vekaletname düzenlenmesini sağladıkları, bu sahte vekaletname içeriğine göre; katılana ait, ……’da bulunan 73 pafta, 522 ada, 24 parsel numarasında kayıtlı arsanın satış yetkisi, ayrı bir dosya üzerinden yargılanan ve hakkında mahkumiyetine karar verilen temyiz dışı sanık …..’a devredildiği, bu şekilde sahte vekaletname ile vekil tayin edilen temyiz dışı sanık …..’un, söz konusu taşınmazı, 04.05.2007 tarihinde, …. Tapu Sicili Müdürlüğünde sanık …’a resmen devrettiği, bu şekilde sanıkların haksız menfaat temin etmek suretiyle üzerlerine atılı olan nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda;
Oluşa, sanıkların savunmalarına, katılanın aşamalardaki beyanlarına, tanıkların anlatımlarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanıkların üzerine atılı olan suçları işlediklerine ilişkin soyut iddiadan başkaca, somut ve kesin bir delil elde edilememesi karşısında, kuşkudan sanık yararlanır ilkesi dikkate alınarak; sanıkların beraatlerine dair kararlarda bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 01/12/2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

Karşı oy;

Sanıklardan … hakkında, katılanın mülkiyetindeki ….. ilçesi,….. mevkiinde bulunan 522 ada, 24 parsel nolu taşınmaz malı sahte vekâletname ile vekil …..’dan satın aldığı iddiası ile sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından cezalandırılmaları istemiyle açılan kamu davası sonucunda sanık ……ile tapuda yapılan suça konu satış işleminde tanık olarak yer alarak suça iştirak ettiği iddia edilen diğer sanık … hakkında beraat kararı verilmiştir.
Sanık …’ın mahkemedeki savunmasında; “Fransa’da 11 yıl kaldığını, 1999 yılında Türkiye’ye dönüş yaptığını, ….Uluslararası Nakliyat şirketine 2000-3000.YTL karşılığında pazarlama müdürü olarak çalıştığını, bu olaydan sonra tekrar Türkiye’den ayrıldığını, şu anda …. şehrinde tekstil imalatçılığı yaptığını, …’ı tekstil işinden dolayı Fransa’dayken tanıdığını, Türkiye’de iken birkaç kez karşılaşıp görüştüklerini, bu şahsın dedesine ait bir gayrimenkul bulunduğunu, bu gayrimenkulü alırsa kâr edeceğini söylediğini, kendisinin de bunun iyi bir yatırım olacağı düşüncesiyle taşınmazı görmek istediğini, yeri beğendiğini, hatta dedesi ile de tanıştırıldığını, dedesinin emekli olduğunu, kira işleri ile uğraştığını söylediğini, tapuda işlem yapılacağı gün ise dedesinin rahatsızlığı nedeniyle tapu dairesine gelemeyeceğini, asistanı olan …. hanımın vekâleten satışı yapacağını söylediğini, dosya arasında bulunan sahte noter vekaletnamesi fotokopisindeki fotoğraf gösterilip kendisine sorulduğunda; …’ın dedesi olarak tanıttığı kişinin müştekiye ait dosya içindeki fotoğraf olmadığını, tapuda düzenlenen satışla ilgili resmi senet fotokopisi ile ….’a ait fotoğraf fotokopisi gösterilip sorulduğunda ….’u teşhis ettiği, …..’a bu satış için ödediği 5.000.000 Euro parayı bu yeri kendi adına tapuda tescil edilmek üzere Fransa’da bulunan isim ve adreslerini vekilinin bildireceği Türk olan 11 ayrı kişiden aldığını, buraya para veren 11 kişi için kendisinin villa yaptırarak bu kişilere teslim edeceğini, her villa l dönüm arsa üzerine kurulacağı için 11 dönümden fazla olan arsa miktarının kendisine kâr olarak kalacağını, Türkiye’de iken İstanbul Küçükçekmece Vergi Dairesinde vergi mükellefi olarak kayıtlı olduğunu, ancak vergi numarasına bilemediğini, bu kaydım 2 sene kadar önce silindiğini, villaların yapımı için de yaptığı maliyet hesabına göre 2-3 milyon dolar kadar paranın da kendisi tarafından karşılanacağını, kendisinin şimdi ….’da …Tekstil isimli …. şehrinde işleyen tekstil imalathanesi olduğunu, ancak kendisinin …..’da hiç vergi vermediğini, vermiş olduğu 5.000.000. Euro parayı….’dan geri almadığını, sadece ….. hakkında istihbarat toplamaya devam ettiğini, ….. hakkında dolandırıldığı için şikayetçi olduğunu, ancak savcılıkça tapu kaydının kendi adına kayıtlı olması nedeniyle herhangi bir zararı olmadığından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini.” ifade etmiştir.
Sanık … hakkında UYAP ortamında yapılan araştırma sonucunda;
1- Fatih 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/1981 esas, 2009/183 karar sayılı ve 18.03.2009 tarihli kararında, 08.04.2004 tarihinde gerçekleştirdiği sayaçsız olarak kaçak elektrik kullanmak suretiyle hırsızlık suçundan dolayı verilen ve ertelenen mahkumiyet hükmünün, … 2. C.D.’sinin 2011/11835 esas, 2011/35689 karar sayılı ve 06.10.2011 tarihli kararı ile hükmün onandığı,
2- Gebze Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/109 esas, 2010/180 karar sayılı ve 13.05.2010 tarihli kararında, 15.03.2007-19.03.2007 tarihlerinde gerçekleştirdiği temyize konu olan olayla benzer mahiyetteki sahte belge ile taşınmaz satın almak suretiyle resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarını araç olarak kullanılması sureti ile dolandırıcılık suçundan dolayı bu dosya ile İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/368 esas sayılı dava dosyası arasında CMK.nun 8, 11 ve 16.maddeleri anlamında sanıklar ve suç yönünden geniş bağlantı olması nedeni ile İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/368 esas sayılı dosyası ile yargılama yapılmak üzere birleştirilmesine, yargılamanın İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/368 esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesine, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince birleştirmeye muvafakat verilmediğinden birleştirmeye gerek olup olmadığı hususunda karar verilmek için dosyanın gönderildiği … 5. Ceza Dairesince 2010/11711 esas, 2011/1623 karar sayılı, 02.03.2011 tarihli kararı ile Gebze Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/109 Esas sayılı dava dosyası ile İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK.nun 250. maddesi ile görevli) 2008/368 Esas sayılı dava dosyalarının birleştirilmesine, davanın İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK.nun 250. maddesi ile görevli) dosyası üzerinden yürütülmesine hükmedildiği,
3- Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/300 esas, 2014/37 karar sayılı ve 30.01.2014 tarihli kararında, 02.08.2005 tarihinde gerçekleştirdiği dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından dolayı görevsizlik kararı verilerek görevli mahkemenin Bakırköy 20. Asliye Ceza Mahkemesi olduğu, anılan mahkeme ile olumsuz görev uyuşmazlığı husule geldiğinden görevli mahkemenin tayini için dava dosyasının gönderildiği … 5. Ceza Dairesince 2014/8643 esas, 2014/9564 karar sayılı, 13.10.2014 tarihli karar ile yerinde görülmeyen Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.01.2014 gün ve 2013/300 E. 2014/37 K. sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verildiği,
4- Gaziosmanpaşa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/889 esas, 2011/681 karar sayılı ve 06.12.2011 tarihli kararında, davalılar … ve…. hakkında 29.03.2007 tarihinde açılan dava ile davacıya ait taşınmazın sahte olarak düzenlenen vekâletname uyarınca davalı ….. adına yapılan satış nedeni ile tapunun iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkin olduğu, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği,
… 1. H.D.’nin 2012/3843 esas, 2012/6801 karar sayılı ve 07.06.2012 tarihli kararı ile hükmün onandığı,
Saptanmıştır.
Sanık …’ın sahte belge kullanarak taşınmaz satın almak suretiyle dolandırıcılık suçlarını işlediği iddiaları ile ilgili yargılama dosyalarının bulunmasından dolayı savunmasında ileri sürdüğü hususların inandırıcı olmadığı anlaşılmıştır.
Ayrıca 08.04.2004 tarihinde gerçekleştirdiği sayaçsız olarak kaçak elektrik kullanmak suretiyle hırsızlık suçundan mahkum olan sanığın, 22/08/2005 tarihinde işlediği temyize konu müsnet suçtan dolayı savunmasında ileri sürdüğü taşınmaz bedeli olan ve yurt dışından temin ettiği 5.000.000 Euro’yu satıcı vekiline nakden veya banka aracılığı ile mi ödediği araştırılmamıştır.

Sanık …’ın savunmasında ifade ettiği;
Suça konu satış için ödediği 5.000.000 Euro parayı bu yeri kendi adına tapuda tescil edilmek üzere Fransa’da bulunan isim ve adreslerini vekilinin bildireceği 11 ayrı kişiden aldığını beyan etmesine rağmen bu kişilerin kimlik bilgilerinin bildirilmesi hususunun,
Tapu Sicil Müdürlüğünde yapılan dava konusu taşınmazın satış işleminde gösterilen harca esas emlak değeri celp edilerek sanık tarafından ödendiği ifade edilen 5.000.000 Euro ile uyumlu olup olmadığının,
Fransa Ülkesinden kesin dönüş yaptığı 1999 yılından sonra 22.08.2005 olan suç tarihini de kapsayacak şekilde yurt dışı çıkış kayıtlarının araştırılarak savunmasında belirttiği Fransa ve …… gibi ülkelere hangi tarihlerde ve kaç kez gittiğinin,
Suça konu taşınmaza villaların yapımı için yaptığı maliyet hesabına göre 2-3 milyon dolar kadar paranın da kendisi tarafından karşılanacağını açıklaması ve ayrıca ……’da ….Tekstil isimli …. şehrinde işleyen tekstil imalathanesi olduğu hususunun,
Türkiye’de iken İstanbul Küçükçekmece Vergi Dairesinde vergi mükellefi olarak kayıtlı olduğuna ilişkin beyanının doğruluğunun,
Araştırılmadığı tespit edilmiştir.
Sanık …’ın mahkemedeki savunmasında; “Kardeşi ……’ın diploma tasdik işlemini yaptırmak için …..Noterliğine gittiğinde başka bir iş için noterlikte evrak düzenlettirmekte olan bir şahsın okuma yazma bilmemesi nedeniyle noterlikte çalışan bir bayanın bu konuda tanıklık yapması için evrakı imzalamasını istediğini söylemesi üzerine yani kişinin okuma yazma bilmemesi nedeniyle kendisinin tanık olarak vekâletnameye imza attığını” açıklamıştır.
Tanık … beyanında; “Olay tarihinde …..Noterliğinde çalıştığını, suça konu olan 17 Haziran 2005 tarih ve 28206 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde genel vekâletnameyi hazırlayan görevli memurun kendisi olduğunu, vekâletnamede fotoğrafı bulunan ve ismini … olarak söyleyen kişinin noterliğe vekâletname vermek üzere geldiğini, gözlerindeki rahatsızlık nedeniyle yazıları okuyamadığından dolayı kendisini tanıyan iki tanık hazır etmesi gerektiğini söylediğini, bu kişinin iki tanık hazır ettiğini, vekâlet veren olarak … isimli kişi evraka parmak bastığını, işlem tanıklarının da vekâletnamenin okunduğuna ve bilgi sahibi olduğuna dair tanıklık yapıp imza attıklarını, işlem tanığı olan sanık …’ın savunması kendisine okunarak sorulduğunda; Sanık …’ın savunmasının doğru olmadığını, vekâletname veren kişi olarak …’ın okuma yazması olmaması nedeniyle değil gözlerinin iyi görmemesi nedeniyle tanık bulundurması gerektiğini belirttiklerini, ayrıca … isimli kişinin o gün bir işlem için Bakırköy 11. Noterliğinde bulunduğunu söylediği halde o güne ait yevmiye kayıtlarının çıkarttığında bu kişi adına veya aynı soyadı taşıyan başka kişi adına herhangi bir işlemin söz konusu noterlikte yapılmadığını tespit ettiğini, bu husustaki belgeyi Mahkemeye delil olarak sunduğunu” ifade etmek suretiyle sanık …’ın savunmasının doğru olmadığı tanık beyanı ve belge ile teyit edilmiştir.
Gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından, beraat eden sanıklar hakkında yukarıda saptanan hususlar araştırılarak isnat edilen suçların unsurlarının oluşup oluşmadığının ve hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeksizin eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile verilen beraat kararının bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun onama görüşüne katılmıyorum.