Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/13821 E. 2014/7821 K. 22.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13821
KARAR NO : 2014/7821
KARAR TARİHİ : 22.04.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Katılan …’nün, kızı olan diğer katılan …’nün kendisine vermiş olduğu vekaletnameye istinaden Türkiye İş Bankası … şubesine ait… seri nolu 05/06/2005 keşide tarihli, 13.800 TL bedelli çeki keşide ederek … San. Tic. Ltd. Şti’nin sahibi ve yetkilisi olan sanık …’e hatır çeki olarak verdiği, çekin keşide tarihi geldiğinde katılanların çeki defalarca istemelerine karşın, sanık …’nin değişik bahanelerle çeki iade etmeyip iptal ettiğini söylediği, akabinde şikayete konu çekin 05/06/2005 olan keşide tarihinin 05/06/2008 olarak sanık … tarafından değiştirildikten ve paraf edildikten sonra, Türkiye İş Bankası … şubesinden alacağı krediye teminat olması bakımından arkası sanık …’nin babası olan sanık … tarafından ciro edilerek adı geçen banka şubesine verildiği, çekin keşide tarihinde ödenmemesi üzerine söz konusu banka şubesi tarafından 17/09/2008 tarihinde Konya 3. İcra Müdürlüğü’nün 2008/8277 esas sayılı dosyası ile katılan … ve sanıklar aleyhine icra takibi başlatıldığı, çek bedelinin katılan … tarafından ödendiği iddiasıyla yapılan yargılama sonucunda; sanık …’in savunmalarında, katılan …’ın, babası İsmail’in uzun yıllardan beri dostu olduğunu, ticari ilişkilerinin de bulunduğunu, bu ticari ilişkiler esnasında karşılıklı olarak hatır çeki alıp verdiklerini, nitekim dava konusu çeki de hatır çeki olarak aldığını ve bu çeki ticari bir ilişkide kullandığını, vadesi geldiğinde de çeki elinde bulunduran şahsa bedelini ödediğini ve çeki geri aldığını, ancak bankaya teminat çeki vermesi gerekince katılan …’a telefon ederek durumu söylediğini, katılanın da kendisine çekteki tarihi değiştirip paraf etmesini ve çeki kullanmasını söylediğini, bu nedenle çekin tanzim tarihini değiştirip paraf ettiğini ve çeki bankaya verdiğini, katılanın haberi olmadan böyle bir şey yapmadığını beyan ettiği, diğer sanık …’in de benzer şekilde savunma yaptığı, katılan …’ın da, sanıkları öteden beri tanıdığını, geçmişte karşılıklı alış verişlerinin olduğunu, buna istinaden sanık …’in çok sıkışık olduğunu ve çeke ihtiyaç duyduğunu beyan etmesi nedeni ile suça konu çeki hatır çeki olarak verdiğini, çekteki vade tarihi geldiğinde çeki geri istediğini, ancak sanık …’nin çeki bir yere verdiğini, alıp iade edeceğini söylediğini, İş Bankası tarafından haklarında icra takibi yapılınca sanık …’nin çekin tanzim tarihini değiştirip bankadan aldığı krediye karşılık teminat olarak verdiğini öğrendiklerini, çek bedelini ödemek zorunda kaldıklarını, sanık …’nin çekin tarihini değiştirip kullandığını ve bedelini ödeyeceğini kendisine söylediği tarihten 3-4 ay sonra icra geldiğini beyan ettiği anlaşılmakla; suça konu çekin hatır çeki olarak verildiğine ve çekteki tanzim tarihinin katılan …’ın bilgisi ve izni dahilinde değiştirilmek suretiyle çekin kullanıldığına dair sanık savunmalarının aksine, sanıkların mahkumiyetlerine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı ve sanıkların katılanlara yönelik hileli bir hareketlerinin olmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan … ve katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 22/04/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.