Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/28699 E. 2014/7827 K. 22.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/28699
KARAR NO : 2014/7827
KARAR TARİHİ : 22.04.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Suça konu taşınmazda pay sahibi olmaları itibariyle suçtan zarar gören durumunda bulunan …, …, …, … ve …’nun 5271 sayılı CMK’nın 260. maddesinin 1. fıkrası uyarınca hükmü temyize hakkı bulunduğu anlaşıldığından aynı yasanın 237/2. maddesi uyarınca bu şikayetçilerin de kamu davasına katılmasına, katılan vekilinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-i bendinde serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi hali nitelikli dolandırıcılık olarak kabul edilmiş, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 65/2. maddesinde serbest meslek faaliyeti sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır” şeklinde tanımlanmış, aynı kanunun 66. maddesi ise “serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır” denilmiştir. Aynı yasanın 37. maddesinin 4. bendinde ise, gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle uğraşanların bu işlerinden doğan kazançların bu kanunun uygulanmasında ticari kazanç sayılacağı belirtilmiştir. Kanunda kendi nam ve hesabına mesleğin gerektirdiği etik kurallara uygun olarak çalışması gereken kişilerin toplumda kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemeleri hali nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenmiş ise de, bu bendin uygulanabilmesi için failin serbest meslek mensubu olması ve dolandırıcılık suçunu da mesleği gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işlemesi gerekir.
Suudi Arabistan uyruklu olup, … şirketinin … yetkilisi ve temsilcisi olan sanık …’nun … ilinde iş yapmak amacıyla arazi alma girişiminde bulunduğu, emlakçılık işi ile uğraşan sanık … ile tanıştığı, ayrıca yine emlakçı olan sanık … ve arazi sahibi sanık … ile de tanıştığı, suça konu taşınmaz ile ilgili olarak alım satım konusunda görüşmeler yaptıkları, taşınmazın 113.780 metrekare olduğu, … dışındaki taşınmaz malikleri ile görüşmeler yapıldığı, … ve …’in de diğer hissedarları satma yönünde görüşme yapıp tüm malikleri taşınmazın satımı konusunda ikna ettikleri, gerçekte 5.500.000 TL’ye satmak üzere anlaştıkları yeri 2.500.000 TL’ye satılacakmış gibi gösterip aradaki farkı paylaşarak katılanları dolandırdıkları iddia olunan olayda, söz konusu taşınmazın sanık … adına daha sonradan Sefwa şirketine devredilmek üzere katılanların da özgür iradeleri ile tapu sicil müdürlüğü önünde satışın 2.500.000 TL gerçekleştirilip 17/02/2009 tarihi ile 03/03/2009 tarihleri arasında taşınmazın maliklerine hisseleri oranında ödemelerin yapıldığı, taşınmaz maliklerinin 2.500.000 TL’ye taşınmazı satıp bedellerini de aldıktan sonra taşınmaz için sefwa adlı şirket tarafından 5.500.000 TL bir paranın ödendiğini öğrenmeleri üzerine şikayetçi oldukları, taşınmazın bulunduğu yerde doğup büyüyen ve çok uzun yıllar burada yaşayarak piyasa şartlarını, raiç ve emsal olabilecek taşınmazların satış bedellerini bilen ve bilmeleri gereken katılanların piyasa şartlarına göre pazarlık yapıp özgür iradeleri ile yaptıkları satış işleminin aldatılmanın etkisi ile kendilerinin zararlarına gerçekleştiğinin sabit kabul edilmesinin mümkün bulunmadığı, satıştan önce sanıkların bir araya gelerek hile yaparak mağdurları aldatmaya yönelik bir anlaşmaya vardıkları veya herhangi bir hile ile mağdurları aldatma kastıyla hareket ettikleri yahut aldattıkları yolunda bir takım kuşku ve emareler dışında her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı deliller bulunmadığı, vesayet altındaki paydaşın hissesinin satımı için yetkili mahkemenin satışın kısıtlının yararına olup olmayacağının belirlenmesi açısından taşınmazın gerçek değerinin tespiti işleminde de taşınmazın raiç bedelinin 1.706.000 TL olarak tespit edilmiş olmasının da bu durumu doğruladığı, yabancılara mal satışının kısıtlı olması nedeniyle gelecekte gerçekleşebilecek çok olumlu gelişmelerden yararlanmak isteyerek Türkiye’de yatırım yapmak isteyen yabancı uyruklu şahısların bu nedenle gerçek değerinin üzerinde umulan avantajlar kapsamında bir miktar daha yüksek para ödemeyi göze alabilecekleri, karşılıklı rıza ile gerçekleşen satıştan sonra taraflar arasında çıkan ihtilaflar nedeniyle daha fazla zarar etmek istemeyen … şirketinin fazladan bir miktar daha para ödeyerek taşınmazı kurtarmaya çalışmasının taşınmazın eski sahbi olan katılanların aldatılarak mallarının ucuz fiyata alındığınıkatılanların aleyhine kişilere haksız bir yarar sağlandığının da sabit kabul edilemeyeceği gerekçeleriyle sanıklar hakkında verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 22.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.