Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/6685 E. 2014/7840 K. 22.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/6685
KARAR NO : 2014/7840
KARAR TARİHİ : 22.04.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık … hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan verilen mahkumiyet, sanık … hakkında temyiz isteminin reddine dair ek kararın incelenmesinde;
Sanık … yönünden;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır. …’ın, katılanın yetkilisi olduğu… Tic. A.Ş.’ye ait gıda maddelerini, mülkiyeti sanık …’a ait olup, kendisinin kullanmakta olduğu, … plaka sayılı kamyona yükledikten sonra bu ürünleri, müştekinin talimatı gereği …de bulunan illere götürmek üzere teslim aldığı, ancak suça konu malları teslim alırken kendisini … ismiyle tanıtıp, bu şahsa ait olup üzerine kendisinin fotoğrafını yapıştırdığı ve böylelikle sahte olarak düzenlediği sürücü belgesinin fotokopisini müştekiye ibraz ettiği, sanık …’ın, bu şekilde, müştekiyi dolandırmak kastıyla hareket ederek kamyonuna yüklediği gıda ürünleriyle yola çıktıktan sonra, … ili … ilçesinde kamyonunun arızalanması üzerine, diğer sanık …’ın yardımıyla katılandan teslim aldığı gıda ürünlerini satmak üzere … iline götürdüğü, ancak yapılan ihbar üzerine sanıkların … ilinde birlikte yakalandıkları olayda, sanık …’ın dolandırıcılık eylemine iştirak etmediği ancak suç konusu gıda ürünlerini suça konu olduğunu bildiği halde kabul etmesi şeklindeki eyleminin suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık … yönünden;
Sanığın yokluğunda verilip 02.12.2013 tarihinde tebliğ olunan 17.09.2013 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik, sanığın 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gererken 1412 sayılı CMUK’nın 310.maddesinde öngörülen yasal süre geçtikten sonra yaptığı, 25.12.2013 günlü temyiz inceleme isteminin reddine dair 10.01.2014 gün ve 2013/7 esas 2013/334 karar sayılı ek kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ve ek kararın ONANMASINA, 22.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.