Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/18242 E. 2014/17842 K. 03.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/18242
KARAR NO : 2014/17842
KARAR TARİHİ : 03.11.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Basit ve Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Somut olayda; sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek “…” ve “…” isimli kişilere ait sahte nüfus cüzdanı oluşturup üzerine kendi resimlerini yapıştırdıktan sonra, … ilçesinde faaliyet gösteren katılan …’in işlettiği Özel … Rehabilitasyon Merkezine başvurarak öğretmenlik yapmak istediklerini söyledikleri, sanık …’nin sahte “…” , sanık …’ın da sahte “…” kimliğini kullanarak söz konusu Rehabilitasyon merkezi ile sözleşme imzaladıkları ve burada göreve başladıkları, göreve başlarken Milli Eğitim Müdürlüğüne gönderilmek üzere yine “…” ve “…” adına düzenlenmiş sahte noter onaylı üniversite diploması fotokopileri verdikleri, katılan …’le aralarındaki anlaşmaya göre … ilçesinde bazı yerlerden katılan hesabına alış veriş yaptıkları, yine … Öğretmen Evi’ne başvurarak sahte Öğretmen Evi kimlikleri düzenlettirdikleri, Nüfus Müdürlüğünden “…” ve “…” adına sahte yerleşim yeri belgesi aldıkları, sonrasında sanık …’nin … Bankası … Şubesine başvurarak “…” adına 5.500 TL kredi çektiği, sanık …’ın da kredi sözleşmesine “…” sahte kimliğiyle kefil olduğu, sanık …’ın da…bank … şubesine başvurarak “…” adıyla 4.000,00 TL kredi çektiği ve bu krediye de sanık …’nin “…” adıyla kefil olarak imza attığı, sonrasında sanıkların ilçeyi terkederek kaçtıkları sabit olmakla dolandırıcılık suçlarının oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık … hakkında TCK’nın 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine karar verilmemesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
1-Bankalara yönelik nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2-Katılan …’e yönelik dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanıkların sahte kimlik ve diplomalarla katılanın işlettiği Özel Rehabilitasyon Merkezinde öğretmen olarak görev yapmak için sözleşme imzalamak şeklinde gelişen eylemlerinde, nüfus idaresinin maddi varlığı sayılan sahte nüfus cüzdanı ile üniversitelerin maddi varlığı olan sahte diploma kullanmaları karşısında, TCK’nın 158/1-d maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğu gözetilmeden suç vasfında hataya düşülerek basit dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanun’un 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkın gözetilmesine, 03.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.