YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/13110
KARAR NO : 2014/20086
KARAR TARİHİ : 04.11.2014
T.C.
YARGITAY
7. Hukuk Dairesi
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : İşe iade
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Bakanlık vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı, işçi davalı bakanlığa bağlı … Devlet Hastanesinde tıbbi sekreter olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin geçerli bir sebep olmaksızın feshedildiğini, hastanenin bir kısım asıl işlerinin taşeron firmalara verildiğini, sözleşmelerin muvazaaya dayandığı için asıl işveren işçisi sayılması gerektiğini iddia ederek, feshin geçersizliğine, asıl işverene işe iadesine, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücretine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Sağlık Bakanlığı vekili, davacının taşeron firma işçisi olduğunu, muvazaa iddiasının doğru olmadığını ve Sağlık Bakanlığına husumet yöneltilmesinin hatalı olduğunu savunarak; davalı şirket vekili ise davacının yedek personel olarak çalıştırıldığını ve diğer davalı Bakanlıkça işçi sayısının azaltıldığını, işe almada ve çıkartmada tek yetkilinin diğer davalı Bakanlık olduğunu ve davacının iş akdinin feshinde tasarruf yetkilerinin bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Mahkemece, gerçekte işverenin davalı bakanlık olduğu, davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu, işçilerin işe alımında, işten çıkartılmasında, çalıştığı süre içerisinde emir ve talimatlar, sevk ve idaerinin davalı Bakanlıkta bulunduğu, asıl işveren olarak davalı Bakanlığın sorumluluğu yoluna gidilerek diğer davalı şirket yönünden davanın husumet nedeniyle reddine, davalı Bakanlık yönünden kabulüne karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6 maddesi uyarınca, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. Keza aynı maddenin 7. fıkrasına göre de “Asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler.”
Asıl işveren ve alt asıl işveren arasındaki sözleşmenin muvazaalı olması halinde, asıl işveren başlangıçtan beri gerçek işveren olduğundan, feshin geçersizliği ve işe iade davasının tarafı asıl işveren olmalıdır.
Feshin geçersizliği ve işe iade davasının alt ve asıl işveren ilişkisinde, her iki işverene birlikte açılması ve muvazaa bulunmaması halinde ise, davacı işçi alt işveren işçisi olup, iş sözleşmesi alt işveren tarafından feshedildiğinden, feshin geçersizliği ve işe iade yükümlülüğü alt işverenindir. Asıl işverenin iş ilişkisinde sözleşmenin taraf sıfatı bulunmadığından, asıl işverenin işe iade yönünde bir yükümlülüğünden söz edilemez. Asıl işverenin işe iade kararı sonrası işçinin işe başlamak için başvurması ve alt işverenin işe almamasından kaynaklanan işe başlatmama tazminatı ile dört aya kadar boşta geçen süre ücretinden yukarda belirtilen hüküm nedeni ile alt işverenle birlikte sorumluluğu vardır.
Mahkemece davalı bakanlık ile davalı şirket arasındaki asıl-alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğu kabul edilmiş ise de bu kabul dosya kapsamındaki delillere göre yerinde değildir. Davacı, davalılar arasında yapılan Veri Hazırlama ve Kontrol Hizmeti Alımı ihalesi kapsamında tıbbi sekreter olarak çalışmıştır. Hizmet alım sözleşmelerinin konusu olan hizmetlerin tamamı yardımcı işler olup, davacının fiilen sözleşmenin kapsamı dışında asli işlerde çalıştırıldığı iddia ve ispat edilmiş değildir. Davalı hastanenin yardımcı işlerini alt işverene vermesi 4857 sayılı İş Kanunun 2/6-7.maddesi uyarınca mümkündür. Ayrıca Devlet Memurları Kanununun 36. maddesi III. Kısmında düzenlenen Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfı düzenlemesine 10.07.2003 tarih ve 4924 sayılı yasanın 11. maddesiyle eklenen Ek Paragrafa göre: Bu sınıfa dahil personel tarafından yerine getirilmesi gereken hizmetler, lüzumu halinde bedeli döner sermaye gelirlerinden ödenmek kaydıyla Bakanlıkça tespit edilecek esas ve usullere göre hizmet satın aldırılması yoluyla gördürülebilir düzenlemesi getirilmiştir. Bu düzenleme karşısında artık asıl ve yardımcı iş olup olmadığına bakılmaksızın hizmet alımı yoluna gidilebilmesi mümkündür. İdari ve teknik şartnamelerde yüklenicinin eleman seçiminde ve değişikliğinde, işten çıkarmalarda idarenin bilgisi ve isteği doğrultusunda hareket edilmesi gibi düzenlemeler yer almakta ise de asıl işverenin denetim yetkisi, işyeri güvenliği ve işçilik alacaklarına karşı müteselsil sorumluluğu nedeniyle bu tür düzenlemelere yer vermesi olağan karşılanmalıdır. Bu nedenle sözü edilen hükümler alt işverenlik sözleşmesinin muvazaaya dayandığını göstermez. Mevcut olgulara göre geçerli ve muvazaaya dayanmayan bir asıl işveren-alt işverenlik sözleşmesi bulunmaktadır. Mahkemece asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğu sonucuna varılarak davanın davalı Bakanlık bakımından kabülune, davacı işçiyi en son çalıştıran davalı şirket bakımından husumetten reddine karar verilmesi hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1.Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının alt işveren … Sosyal Hizm. İnş. Bilg. Danış. Hiz. San Tic Ltd. Şirketi işyerine İŞE İADESİNE,
3.Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken ve davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları tazminat miktarının 4857 sayılı Yasanın 20.maddesi uyarınca 4 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
4.Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilinin GEREKTİĞİNE, davacı işe başlatılırsa, varsa peşin olarak ödenen bildirim süresine ait ücretin yapılacak bu ödemeden mahsubuna,
5.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 25,20 TL peşin harçtan, peşin alınan 24,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 0,90 TL harcın davalı … Sosyal Hizm. İnş. Bilg. Danış. Hiz. San Tic Ltd. Şirketinden alınarak Hazine’ye gelir kaydına,
6.Davacının yaptığı 99,75 TL yargılama giderinin davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının peşin olarak yatırdığı 48,60 TL harç giderinin davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine, davalıların yaptıkları yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
7.Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ne 1.500,00 TL avukatlık ücretinin davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
8.HMK’nun 333.maddesi uyarınca artan gider ve delil avansının ilgilisine iadesine, 04.11.2014 gününde KESİN olarak oybirliğiyle karar verildi.