Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/4092 E. 2014/14780 K. 16.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4092
KARAR NO : 2014/14780
KARAR TARİHİ : 16.09.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin, güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir. Türk Ticaret Kanunu’nun 14. maddesinde; tacir, kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından … bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır.
“denilmektedir. Ticaret şirketleri, aynı yasanın 124. maddesinde, Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir. Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır. Kooperatif yöneticilerinin, kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl, kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 55 ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Buna göre; Yönetim Kurulu, kanun ve ana sözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir. Bu suçun oluşabilmesi için, tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir.
Olay tarihinde katılan …’in traktör satın almak için sanığın … … isimli işyerine geldiği, sanığın 2006 model plakası … plakalı olup plakalarını söktüğü … Marka A … tipi traktörü katılana 2008 model olup kullanılmamış olduğunu söylediği, katılanın sanığa inanarak sözkonusu traktörü kendisine ait 2006 model … 700 model tarktörünü vererek ve 195.000 TL bedelli 8 adet senet düzenleyerek satın aldığı, sanığın traktörün plakalarını daha sonra çıkartacağını söylediği, sanığın traktörün plakasını çıkartmaması üzerine katılanın yapmış olduğu araştırmada satın aldığı traktörün 2006 model olup başkası adına kayıtlı olduğunu tesipit ettiği, böylece tacir olan sanığın hileli davranışlarla katılanı aldatıp, onun zararına olarak, kendisine bir yarar sağlayarak dolandırıcılık suçunu işlediği iddia olunan somut olayda; Türkiye Cumhuriyet’inde 0 km traktörün noter satışı ile devrinin mümkün olmadığı, faturası ile trafik tescili işlemi yapılması, aralarındaki sözleşmeye göre traktörün alıcı tarafından incelenerek her türlü kusuru bilinerek teslim alınması, ikinci el olduğu sözleşme içeriğinden ve özellikle “noter satışı borç bitiminde verilecektir” ibaresinden anlaşılan traktörün başkası adına trafik siciline kayıtlı olması hususunun hileli bir hareket sayılamayacağı, kaldı ki sanığın ilgili aracın sıfır km olduğunu beyan etmiş olması kabul edildiğinde bile bunun basit yalan kapsamında kaldığı, katılanın yapacağı basit bir araştırma ile gerçeğin ortaya çıkacak olması karşısında olayda hile unsurunun bulunmadığı, eylemin hukuki ihtilaf kapsamında kaldığı anlaşılmakla, sanığın beraatine yönelik mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, o yer Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 16/09/2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.