YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16786
KARAR NO : 2014/9695
KARAR TARİHİ : 15.05.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK ‘nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Somut olayda; sanığın sahibi olduğu … Eczanesi’nde 9 adet orjinal olmayan Leopront 150 mg isimli ilaçtan reçete fatura ederek SGK’yı 193,23 TL zarara uğratmak suretiyle atılı suçu işlediğinin iddia edildiği somut olayda; sanığın savunmasında atılı suçlamayı
reddederek, suça konu ilaçları ecza deposundan aldığını, kendisine teslim edilen tüm ilaçları tek tek kontrol etmesinin mümkün olmadığını belirtip, faturalarını ibraz ettiği, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi’nin 12/11/2009 tarih ve 42485 nolu raporuna göre, davaya konu ilaç küpürlerinin baskı özellikleri açısından farklılık saptanmadığı, karton yüzeyi özelliği açısından farklılık görülmüş olmakla birlikte söz konusu küpürlerin sahte olup olmadıkları hususunda ileri bir tesbite gidilemediğinin yazılı olduğunun anlaşılmasına karşısında, sanığın suç kastı ile hareket etmediğine dair savunmasının aksini ispat eder, mahkumiyetini gerektirir, kesin ve inandırıcı deliller bulunmadığından beraatine dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, O yer Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 15.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.