YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18764
KARAR NO : 2014/11877
KARAR TARİHİ : 12.06.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Mağduru, asker arkadaşı olan sanık … farklı telefon numaralarından arayarak bir yakınının 2557 adet altın bulduğunu, ancak cahil oldukları için altınları satamadıklarını söyleyerek birlikte hareket ederek para kazanabileceklerini söylediği, bunun üzerine mağdurun İstanbul’dan Denizli’ye gidip sanık ile buluştuğu, kim olduğu tespit edilmeyen ancak sanığın eniştesi olduğunu söylediği bir şahsın bej renkli bir çanta içerisinden çıkardığı bir adet altını numune olarak verdiği mağdurun İstanbul’a döndüğünde değişik kuyumculara gösterdiği altının piyasada alınıp satılabilen Reşat altın olduğunu öğrenmesi üzerine sanık ile tekrar konuşup 500 altın için 8.000,00 TL kapora verme konusunda anlaştıkları, sanık ile tekrar buluştuklarında 8.000,00 TL parayı verdiği sanığın, mağduru eniştesinin olduğunu söylediği bir evin önüne götürdüğü, mağdurun göremediği bir köşeden içeri girdiğini sandığı sanığı beklemeye başladığı, on dakika kadar bekledikten sonra evin kapısını çaldığında dışarı çıkan bayanın sanığı tanımadığı, evine kimsenin girip çıkmadığını söylemesi üzerine dolandırıldığını anladığı somut olayda; sanığın da kabul ettiği üzere 1981 yılında Ağrı Doğubeyazıt’ta mağdur ile sanığın bir süre beraber askerlik
yaptıkları, terhis olmalarından bu yana geçen süre gözetildiğinde sanığın bir daha görüşmediklerini beyan etmesine rağmen geçmişte yaşadıkları tartışma nedeni ile mağdurun yıllar sonra kendisine iftira attığı yönündeki savunmasına itibar edilmeyerek dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine,ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 100 tam gün olarak tayin edilmesi ile 5237 sayılı TCK’nın 53/4 maddesi uyarınca kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık için, aynı yasanın 53/1 maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. Maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “100 gün” ve “2000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” ve “100,00 TL” ibaresi eklenmek ve hüküm fıkrasındaki 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin tatbikine ilişkin paragrafın çıkartılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.