YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10878
KARAR NO : 2014/4319
KARAR TARİHİ : 10.03.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, iş arayan şikayetçi …’e, … Devlet Hastanesinde iş bulacağı vaadinde bulunarak sözde yapacağı işlemler karşılığında şikayetçiden 150 TL para alarak haksız menfaat temin ettiğinin iddia edildiği olayda;
Oluşa, sanığın savunmalarına, şikayetçilerin aşamalardaki beyanlarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, şikayetçi …’e iş bulacağı vaadinde bulunarak, sözde yapacağı işlemler karşılığında şikayetçiden 150 TL para alarak haksız menfaat temin etmesi şeklinde gerçekleştirdiği sabit görülen eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5271 sayılı CMK’nın “Sanığın duruşmadan bağışık tutulması” başlıklı 196. maddesinin beşinci fıkrasında; “Hastalık veya disiplin önlemi ya da zorunlu diğer nedenlerle yargılamanın yapıldığı yargı çevresi dışındaki bir hastahane veya tutukevine nakledilmiş olan sanığın, sorgusu yapılmış olmak koşuluyla, hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar için getirilmemesine mahkemece karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye göre;
Sorgusu yapılan sanığın, hastalık veya disiplin önlemi ya da zorunlu diğer nedenlerle yargılamanın yapıldığı yargı çevresi dışındaki bir hastaneye veya tutukevine nakledilmesi durumunda, yerel mahkemece duruşmada hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar için sanığın duruşmaya getirilmemesine karar verilebilir. Bu karar, duruşmada verilecek bir ara kararla açıklanabileceği gibi, duruşmaya gelmeyen veya getirilmeyen sanığın duruşmaya getirilmesini sağlayacak usul işlemlerinin yapılmaması veya sanığın bulunmadığı celsede duruşmaya devam edilmesi suretiyle örtülü olarak da verilebilir. Diğer bir anlatımla sorgusu daha önce yapılan tutuklu sanığın zorunlu nedenlerle yargı çevresi dışındaki bir cezaevine nakledilmesi durumunda, sanığın hazır bulunmadığı celsede duruşmaya devam edilmiş ise mahkemece sanığın duruşmada hazır bulundurulmasına gerek görülmediğine karar verildiğinin kabulü gerekmektedir.
Sanığın sorgusunun yürürlükte bulunan usul kanununa uygun bir şekilde 30.12.2010 tarihinde yapıldığı, başka suçtan hükümlü bulunan sanığın, 15.03.2011 tarihinde idari zorunluluklar nedeniyle yargı çevresi dışında bulunan …Tipi Kapalı Cezaevine nakledildiği, … Tipi Kapalı Cezaevi’nde başka suçtan hükümlü bulunan sanığın, 11.04.2011 tarihli duruşmaya getirilmediği, mahkemece de sanığın duruşmada hazır bulunmasına gerek görülmeyerek duruşmaya devam edildiği, duruşmada Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünün alındığı, böylece sorgusu yapılan sanığa yeterince savunma imkanı verildikten sonra duruşmaya devam edilerek hükmün verilmesinin 5271 sayılı CMK’nun 196. maddesine aykırılık teşkil etmediği gibi, savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde de olmadığı anlaşıldığından bu nedenlerle bozma isteyen düşünce benimsenmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 10.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.