Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/519 E. 2014/14693 K. 16.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/519
KARAR NO : 2014/14693
KARAR TARİHİ : 16.09.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan İlişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur.Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Bu ilkeler ışığında somut olayın incelenmesinde;
Sanıklardan … … Türk … Bankası … Şubesi’ne 29.07.2007 tarihinde başvuruda bulunarak 100.000 TL bedelli kredi sözleşmesinin aynı tarihte taraflar arasında düzenlenerek imzalandığı, kredi sözleşmesinin borçlu kısmında …, kefil olarak da …’un adının yazılı olduğu, ancak gerek borçlu … … gerekse de kefil … imzalarının her ikisinin de sanık … tarafından atıldığı, sanıkların kullandıkları krediye karşılık teminat olarak bankaya borçlusu …, müşterek kefil … olan, 29/08/2007 tanzim tarihli 21/04/2009 vadeli 30.000 TL bedelli bir adet bonoyu imzalayarak verdikleri, kredinin ödenmemesi üzerine müşteki banka tarafından şüpheliler aleyhine İzmir 7. İcra Müdürlüğü’nde 2009/9179 Esas sayılı takibin yapıldığı, serbest avukat olarak çalışan sanık …’un takibe eşi …’un vekili sıfatıyla itiraz ederek, eşi adına attığı imzaların eşine ait olmadığını iddia ederek kredi borcuna ilişkin takibin sonuçsuz bırakılmasını sağladıkları iddia olunan olayda; sanık … adına tüm işlemlerin, verdiği vekaletnameye istinaden eşi … tarafından yürütüldüğünden, sanık …’in suç işleme kastının bulunmadığı, sanık …’un ise; suça konu 29/08/2007 tarihli ve 30.000 YTL tutarlı senedin unsurları itibariyle tamam olması, borçlu … … kaşesi altındaki imzanın sanık …’ın eşi .. tarafından aldığı vekalete istinaden sanık … tarafından atılması nedeniyle sanık …’ın resmi evrakta sahtecilik kastı bulunmadığı gibi, senedin gerçek ve takip edilebilir özellikleri bulunduğu, sanık …’ın aynı vekaletnameye istinaden bankadan kredi alma yetkisi olduğundan; sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıclık suçlarından verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 16.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.