YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/4242
KARAR NO : 2014/13822
KARAR TARİHİ : 08.12.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümlerin sanık müdafii tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine; dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle 03.12.2014 Çarşamba saat 13.30’a duruşma günü tayin olunarak sanık müdafiine çağrı kâğıdı gönderilmişti.
Belli günde Hâkimler Kurulu duruşma salonunda toplanarak Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından …… hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebligat üzerine dosyadaki vekâletnameye dayanarak sanık … adına gelen Av. … huzura alınarak duruşmaya başlandı.
Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaa dairesinde sanık … hakkında DURUŞMALI inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu.
Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi.
Sanık müdafii temyiz layihasını açıklayarak savunmada bulunup müvekkili hakkındaki hükmün BOZULMASINI istedi.
Yargıtay Cumhuriyet Savcısı tebliğname içeriğini tekrar etti.
Son sözü sorulan sanık müdafii savunmasına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirmekle dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşmanın 19.12.2014 Cuma günü saat 13:30’a bırakılmasına oybirliğiyle karar verildi.
Belli günde oturum açıldı. 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda değişiklik yapan 6545 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemelerde gözetilerek aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.
Katılan vekilinin duruşmalı inceleme talep etme hakkı bulunmadığından 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK.nın 318. maddesi uyarınca katılan vekilinin duruşmalı inceleme isteminin reddine karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Delillerle iddia, savunma ve duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, katılan vekili ve sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının ve sanık müdafiin duruşmalı inceleme sırasındaki sözlü savunmalarının reddiyle re’sen de temyize tâbi hükmün ONANMASINA,
Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükmün incelenmesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanığın cezasının belirlenmesi sırasında TCK’nın 43.maddesi uyarınca yapılacak artırım miktarının aynı Kanunun 103/2. maddesi ile tayin olunan 10 yıl hapis cezası üzerinden hesaplanarak belirlenmesi gerekirken 15 yıl üzerinden hesaplanması ve sonraki ceza indirimininde bu hatalı miktar üzerinden yapılması suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin, katılan vekili ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında yer alan TCK.nın 43 ve 62. maddelerinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin hükümden çıkartılarak yerine “Sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçu birden fazla işlediği anlaşıldığından cezasının TCK.nın 43/1. maddesi uyarınca sanığın işlediği suç sayısının çok fazla oluşu dikkate alınarak alt sınırdan ayrılmak suretiyle takdiren ve teşdiden 3/4 oranında artırılarak ve bu artırım 103/2. maddesinde belirlenen ceza miktarı olan 10 yıl hapis cezası üzerinden yapılmak suretiyle bulunan 7 yıl 6 aylık miktarın 103/6. madde ile belirlenen ceza miktarı üzerine eklenmesi suretiyle sanığın 25 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar dikkate alınarak sanığa verilen cezanın TCK.nın 62. maddesi uyarınca taktiren 1/6 oranında indirilerek sanığın 21 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,” ibareleri eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
08.12.2014 tarihinde verilen işbu karar 19.12.2014 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından Naci Hatipoğlu hazır olduğu halde sanık müdafiin gıyabında tefhim olundu.