YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21014
KARAR NO : 2014/13796
KARAR TARİHİ : 09.07.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Şikayetçinin, ruhsatı tanık…’in üzerine kayıtlı aracını…’den 2.500TL’ye vadeli olarak satın aldığı, 15-20 gün kullandıktan sonra borcu ödemekte güçlük çekeceği düşüncesi ile aracı satmaya karar verdiği, bu amaçla aracın camına satılık olduğuna dair “satılıktır” yazısı ve telefonunu yazdığı, sanığın bu telefon aracılığı ile şikayetçiye ulaştığı, aracın satışı hususunda pazarlık yaptıkları, sanığın şikayetçiye aynı zamanda lokantasının boya badana işlerini yapmasını teklif ettiği, şikayetçinin de kabul edip sanığa ait işyerine 2.000TL değerinde boya malzemeleri ve boya yapımında kullanılan malzemeleri bıraktığı, aracın satışı konusunda da pazarlık sonucu 2.500TL’ye vadeli olarak anlaştıkları, sanığın “memnun kalırsam alırım” diyerek aracı denemek için aynı gün aldığı, ertesi gün şikayetçinin söz konusu dükkana gittiğinde,
dükkandaki malzemelerin götürülmüş ve dükkanın boşaltılmış olduğunu gördüğü, telefonla da sanığa ulaşamadığı, sanığın aracı aldıktan sonra asıl ruhsat sahibi ….’ı arayarak aracı satın aldığını, ruhsat devri için vekaletname istediğini söyleyerek vekaletname aldığı, sanığın bu eylemiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanık savunması, şikayetçi ve tanık beyanlar ile tüm dosya kapsamına göre, atılı suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 09.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.