YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/15836
KARAR NO : 2014/20172
KARAR TARİHİ : 04.11.2014
Mahkemesi : İş Mahkemesi
Dava Türü :Alacak
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen 07.05.2014 tarihli direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu ve Dairemizin 6352 sayılı Kanunun 40.maddesi ile eklenen 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun geçici 2.maddesi uyarınca öncelikle inceleme yetkisi oluduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Mahkemece,”…Somut olayda haklı fesih koşullarının oluşup oluşmadığı incelenmelidir. 4857 s.Iı İş.K. md.24/bent II,e fıkrası “işveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya iş sözleşmesi şartları gereğince hesap edilmez veya ödenmezse,” ve f fıkrası “işveren tarafından çalışma şartları uygulanmazsa” hükmü işçiye iş akdini haklı nedenlerle fesih imkanını vermektedir. Bu kapsamda davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, ulusal bayram ve genel tatillerde çalışmasının devam ettiği, çalıştığı süre içerisinde 2 yıllık izne hak kazandığı, yıllık izin belgeleri incelendiğinde davacının 14 günlük izin kullandığının anlaşıldığı, davacının 14 günlük yıllık izin alacağının bulunduğu” gerekçesi ile verdiği karar, Dairemizin 09.12.2013 gün ve 2013/13605 Esas 2013/20663 Karar ilamı ile özetle,”…Somut olayda davacının davalıya ait işyerinde toplam 2 yıl 8 ay 6 gün çalıştığı kullandırılmayan 14 günlük yıllık izin süresinin bulunduğu, işverenin uzun yıllar işçiyi yıllık izin kullandırmadan çalıştırdığından ve işçinin ısrarla talep etmesine rağmen yıllık izin hakkının kullandırılmadığından sözedilemeyeceği açıktır. Bu nedenle, yıllık izin kullandırılmadığı gerekçesiyle yapılan fesih, haklı fesih değildir.
Davacının genel tatil ücretinin ödenip ödenmediği ve bu nedenle feshin haklı olup olmadığı konusuna gelince; mahkemece davalının sunmuş olduğu 2008 yılı puantaj kayıtlarında davacının imzası olmadığı için itibar edilmediği, bu nedenle 2008 yılı için genel tatil ücreti tahakkuk ettirildiği kabul edilmiş ise de, sunulan puantaj çizelgelerine göre davacının, kart basmak suretiyle işyerine giriş- çıkış yaptığı, dolayısıyla imzalı puantaj kaydı olmadığı anlaşıldığından bu puantaj kayıtlarına göre genel tatil ücretini belirlenmesi gerekir. Sunulan puantaj kayıtlarında davacının 2008 yılı içinde genel tatil çalışması bulunmadığından, davacının genel tatil ücreti alacağı da bulunmamaktadır. Zaten mahkemece, aynı yöntemle tutulmuş 2009-2010 ve 2011 yıllarına ait puantaj kayıtlarına değer verip 2008 yılı kayıtlarına ise davacının imzasının olmaması nedeniyle değer vermeyerek çelişkiye düşülmüştür. Bu durum karşısında, davacının feshinin, genel tatil ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle haklı olduğu yolundaki mahkeme kabulü de isabetsizdir. Tüm bu bilgiler ışığında davacının genel tatil ücreti alacağının ve kıdem tazminatı talebinin reddi gerekirken kabulü hatalı olup bozma nedenidir.
Kabule göre de, davacı dava dilekçesinde kıdem tazminatı da dahil tüm alacaklar için temerrüt tarihinden itibaren, ıslah dilekçesinde ise kıdem tazminatına akdin feshi tarihinden itibaren faiz yürütülmesini talep etmiştir. Bu durumda dava dilekçesinde kıdem tazminatı olarak talep ettiği 50,00 TL’na ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiği 1.3.2011 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken fesih tarihi olan 24.2.2011 tarihinden itibaren faiz yürütülmüş olması da hatalı olmuştur.” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonunda bozma konusu yapılan iş sözleşmesinin fashi, kıdem tazminatı bakımından, “…davacı dava dilekçesinde, ücretin asgari ücret tutarının bankaya yatırıldığı, kalan kısmın ise elden ödendiğini belirterek bu hususu da akdin haklı sebeple feshi olarak göstermiş, gerek fesih ihbarnamesinde, gerekse dava dilekçesinde fesih sebebini bu hususa da dayandırmıştır. Davacının genel tatil ücretlerinin ve yıllık izin ücretlerinin ödenmemesi sebebine dayandırması yerinde değilse de, yapılan yargılama ve kabule göre aylık ücretlerinin asgari ücret tutarının bankaya yatırıldığı, kalan kısmın elden ödendiği, Sosyal Güvenlik Kurumuna da primlerin asgari ücret üzerinden yatırıldığı anlaşılmaktadır. Davalı işverenin bu davranışı İş Kanunun 24. Maddesinde belirlenen koşullara aykırılık taşımakta olup bu sebeple davacı tarafça akdin haklı sebeple feshedildiği sonucuna varılmış, bozma ilamının bu kısmına mahkememizce direnilmesi yolunda karar verilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.“ gerekçesi ile önceki kararda direnilmiştir.
Davacının fesih ihbarında ücretinin asgari ücretin üzerinde olmasına rağmen, sigorta primlerinin asgari ücret üzerinden yatırılmasını da fesih nedeni yaptığının anlaşılmasına ve bozma konusu yapılmayarak kesinleşen mahkeme kararına göre davacının ücretinin asgari ücretin üzerinde olduğunun sabit olmasına göre Dairemizin bozma kararının yerinde olmadığı, direnme kararının doğru olduğu anlaşılmakla dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı vekilinin yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun geçici ek ikinci maddesi uyarınca ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davalıya yükletilmesine, 04.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.