Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/3717 E. 2014/14707 K. 16.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3717
KARAR NO : 2014/14707
KARAR TARİHİ : 16.09.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-i bendinde serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi hali nitelikli dolandırıcılık olarak kabul edilmiş, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 65/2 maddesinde serbest meslek faaliyeti sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır” şeklinde tanımlanmış, aynı kanunun 66. maddesi ise “serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır” denilmiştir. Aynı yasanın 37. maddesinin 4. bendinde ise, gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle uğraşanların bu işlerinden … kazançların bu kanunun uygulanmasında ticari kazanç sayılacağı belirtilmiştir. Kanunda kendi nam ve hesabına mesleğin gerektirdiği etik kurallara uygun olarak çalışması gereken kişilerin toplumda kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemeleri hali nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenmiş ise de, bu bendin uygulanabilmesi için failin serbest meslek mensubu olması ve dolandırıcılık suçunu da mesleği gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işlemesi gerekir.
Somut olayda; katılanın yaklaşık 2.5 yıl önce Mersin Serbest Bölge içerisinde … Dış Ticaret Limited şirketi sahipleri, karı-koca olan sanıklar … ve … … ile yaptığı anlaşma sonucu 2 konteynır sigara vermeleri karşılığında 158.000 Amerikan dolarını kendi şirketinin hesabından sanıkların şirketine havale ettiği, ancak sanıkların vaat ettikleri sigaraları vermedikleri, verdiği parayı yurt dışında kaptırdıklarını söyleyen sanıklarla bunun üzerine 15.09.2004 ile 25.09.2004 ödeme tarihli iki adet senet imzaladıkları, senedin ödeme günü geldiğinde sanıkların yine parayı ödemedikleri, ancak karşılığında ellerinde bulunan gülyağını verebileceklerini söyledikleri, katılanın bu teklifi kabul ettiği ve gülyağlarını teslim aldığı sırada protokol yaptıkları, gülyağının Isparta ve yurt dışına numunelerini gönderdiğinde kilosu 30 dolar dahi etmeyen kokulandırılmış su olduğu bu suretle sanıkların katılanı dolandırdıkları iddia edilmiş ise de; sanıklar vekilinin dosyaya ibraz ettiği senet fotokopilerine göre şikayete konu olan, sanık … … borçlusu, katılanın şirketinin alacaklı olarak gözüktüğü 15.09.2004 ile 25.09.2004 ödeme tarihli ve ayrı ayrı 67.280 dolar bedelli olan senetleri katılanın,… isimli şahsa ciro ettiği, bu senetlerden 15.09.2004 vadeli olanı, kendisine senet ciro edilen… tarafından İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün 2004/17652 esas sayılı dosyası ile icraya konduğu, ancak daha sonra, 21.06.2005 tarihli protokolden anlaşılacağı üzere; sanıkların avukatı … .. ile protokolde…’la birlikte hareket ettiği belirtilen… arasında, İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün dosyasına konu…’un alacaklısı olduğu 15.09.2004 vade tarihli senet borcuna karşılık, sanıklar tarafından gülyağı verilmesi hususunda mutabık kaldıkları, protokolde gülyağından 2 adet numunenin…’a verildiğinin belirtildiği, sanıklar vekili tarafından dosyaya ibraz edilen 02.08.2005 tarihli teslim tutanağı ve ibraname ile de; İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün dosyasının, alacaklı ile borçlunun karşılıklı olarak mal mukabili anlaşmaları ile sona erdirildiği, bu itibarla da alacaklıda bulunan 25.09.2004 tarihli 67280 USD bedelli senet ile takip konusu 15.09.2004 ödeme tarihli senet bedeli de mal mukabili ödenmiş olduğundan ve bedelsiz kaldığından iptal edilerek borçlu vekiline teslim edildiğinin belirtildiği anlaşılmış; İstanbul 13. İcra Müdürlüğü’nün dosyası, ibraz edilen suça konu senetler ve belgeler göz önünde bulundurulduğunda; katılanın suça konu senetleri…’a ciro etmesi nedeniyle hukuken bu senetle ilgili haklarını da devretmiş olduğu, senetler kendisine ciro edilen …’un da senetle ilgili icra takibinde bulunduğu, ancak bu takibi sonuçlandırmayıp sanıklardan senet bedeline karşılık gülyağı almayı kabul ettiği, 02.08.2005 tarihli ibraname ile de sanıkların verdikleri mal mukabilinde senet borçlarından ibra edildikleri, gülyağlarının teslim edildiği anlaşılan 02.08.2005 tarihinden, yaklaşık 2 sene sonra sanıklar hakkında şikayette bulunan katılanın olayla ilgili olarak iddialarını ispat edecek herhangi bir delil ve belge ibraz edemediği, katılanın dava konusu senetleri ciro etmekle alacağının kalmadığı, bu durumda bir hak iddiasında bulunabilecek kişinin … … olduğu, herhangi bir hak iddiası var ise bunun hukuk mahkemelerinde çözülmesi gerektiği, uyuşmazlığın hukuki mahiyette olduğu anlaşılmakla, sanıkların katılana karşı üzerlerine atılı dolandırıcılık suçunu oluşturacak herhangi bir eylemlerinin tespit edilemediğinden, atılı suçu işlediklerinin sabit olmaması nedeniyle sanıkların beraatlarına dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 16.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.